onlineodev.com'a Hoş Geldin!

Burası bilgi paylaştıkça büyüyen bir eğitim platformudur. Aklına takılan tüm soruları hiç çekinmeden sorabilir veya hakim olduğun konularda diğer öğrencilere yanıt vererek onlara destek olabilirsin. Hadi, sen de bu güzel dayanışmanın bir parçası ol.

60 kez görüntülendi
Genel kategorisinde tarafından

Bugün Talat Hoca’nın sınıfı ziyaret ettiği ve şikâyetten önce öğrencileri azarladığı bilgisi verilmiştir. Öğrenciler, bu durumun **kul hakkına girdiğini** düşünmüşlerdir. Buna karşın, öğrenci velisi, öğrencinin de **hocanın hakkına girdiğini** ifade etmiştir.

1. Bu durum, **öğretmen-öğrenci etkileşimi** bağlamında nasıl değerlendirilebilir?  

2. “Kul hakkı” kavramı, eğitim ortamında hangi durumlarda gündeme gelir ve öğretmen ile öğrenci arasındaki ilişkide nasıl uygulanabilir?  

3. Akademik perspektiften bakıldığında, **şikâyet ve eleştiri süreçleri** öğrenciler ve öğretmenler arasında nasıl adil ve dengeli yürütülebilir?

4. Her arkasından konuştuğumuz hocanın hakkına girer miyiz? Peki arkasından söyleyince farklı olmadığı, yüzüne de söyleyince farklı olmadığı bilgisine ulaşıldı. Buna göre, hak geçer mi?

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından
tarafından seçilmiş
 
En İyi Cevap

Talat Hoca'nın sınıfa girip öğrencileri azarlaması ve bunun sonucunda oluşan gerginlik, öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişimin ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Bu durumu öncelikle iletişim açısından ele aldığımızda, bir öğretmenin otoritesini korku veya baskı yoluyla kurmaya çalışması genellikle biz öğrencilerde ters teper. Öğretmen bağırıp çağırdığında, biz o anki hatamızı anlamaktan ziyade savunma psikolojisine gireriz veya öğretmene karşı öfke duyarız. Sağlıklı bir eğitim ortamında öğretmenin rehber olması, sorunları bağırarak değil, neden-sonuç ilişkisi içinde anlatarak çözmesi beklenir. Ancak öğrenci velisinin dediği gibi, biz öğrencilerin de dersin akışını bozmak, öğretmeni dinlememek veya saygısızlık etmek gibi davranışlarla öğretmenin emeğini ziyan etmemiz, iletişimin dengesini bozan diğer taraftır.

Kul hakkı kavramını eğitim ortamına taşıdığımızda işler biraz daha derinleşiyor. Öğretmen açısından bakarsak, bir öğrenciyi haksız yere sınıf içinde küçük düşürmek, not verirken adaletsiz davranmak, derse geç girip vaktimizi boşa harcamak veya müfredatı gerektiği gibi anlatmamak öğrenci kul hakkına girmektir. Biz öğrenciler açısından ise, öğretmenin ders anlatırken sözünü kesmek, derste gürültü yapıp diğer arkadaşların hakkını yemek, öğretmene karşı alaycı tavırlar sergilemek öğretmenin hakkına girmektir. Çünkü öğretmen orada bir emek harcıyor ve bilgi aktarmaya çalışıyor; bu emeği sabote etmek manevi bir borç oluşturur. Yani velinin uyarısı bu noktada doğrudur, saygı karşılıklı olduğunda hak ihlali ortadan kalkar.

Akademik bir bakış açısıyla şikâyet ve eleştiri süreçlerinin adil olması için duyguların değil, somut olayların konuşulması gerekir. Biz bir öğretmeni eleştirirken "Hocayı sevmiyorum" veya "Hoca bize taktı" gibi kişisel yorumlar yerine, "Dersin işleniş biçiminde şu noktaları anlamıyoruz" veya "Sınıf içi iletişimde şu tarz ifadeler bizi üzüyor" şeklinde durumu ifade etmeliyiz. Aynı şekilde yönetim de şikâyeti dinlerken tek taraflı karar vermemeli, hem öğretmeni hem de öğrenciyi dinleyerek objektif bir yol izlemelidir. Eleştiri, kişiliğe saldırı değil, durumu iyileştirme aracı olarak kullanıldığında her iki taraf için de geliştirici olur.

Son olarak hocanın arkasından konuşma meselesine gelince, bu konu oldukça ince bir çizgiye sahiptir. Bir kişinin arkasından, onun duyduğunda hoşlanmayacağı şeyleri konuşmak, anlattıklarımız doğru bile olsa gıybet sayılır ve bu da kul hakkına girer. "Ben bunu yüzüne de söylerim, arkasından konuşmamla yüzüne söylemem arasında fark yok" düşüncesi, yapılan eylemin gıybet olduğu gerçeğini değiştirmez. Çünkü o an hoca orada yoktur ve kendini savunamaz durumdadır. Ancak, eğer hocanın arkasından konuşma amacımız sadece dedikodu yapmak veya iç dökmek değil de, bir haksızlığı gidermek için idareye veya veliye durumu anlatmaksa, yani çözüm aramaksa bu durum hak yemek sayılmaz. Niyetimiz sadece çekiştirmekse, yüzüne söyleyebilecek cesaretimizin olması o davranışı ahlaki yapmaz, yine de hocanın hakkına girmiş oluruz.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.


...