onlineodev.com'a Hoş Geldin!

Burası bilgi paylaştıkça büyüyen bir eğitim platformudur. Aklına takılan tüm soruları hiç çekinmeden sorabilir veya hakim olduğun konularda diğer öğrencilere yanıt vererek onlara destek olabilirsin. Hadi, sen de bu güzel dayanışmanın bir parçası ol.

56 kez görüntülendi
Türk Dili ve Edebiyatı kategorisinde tarafından

Ouasimodo, idam edilmek üzere kilisenin önüne getirilen Esmeralda’yı sarkıttığı iple kaçırır ve kilisede saklamaya başlar. İnanışa göre kiliseye saklanan kişi katil de olsa tutuklanamamaktadır.
Aşağıdaki parça Esmeralda’nın idam edilmek üzere kilisenin önüne getirilmesinin anlatıldığı bölümden alınmıştır.
Kilisenin tam ortasına düşen büyük kapının önüne gelince araba durdu. Muhafızlar iki yana sıra oldular. Kalabalık sessizleşti. Bu heybetli ve kaygılı sessizliğin ortasında, büyük kapının iki kanadı, sanki kendiliklerinden açılıyormuş gibi, menteşelerinin üzerinde döndüler. Açılırken de kaval sesini andıran ince bir gıcırtı çıkardılar.
O zaman derin kilisenin içi, bütün uzunluğuyla göründü. Binanın her yanı loştu, yasa bürünmüş hâldeydi. Yalnız ta uzakta, büyük mihrabın önünde birkaç mumun ışıldadığı görülüyordu. Kilisenin kapısı, göz kamaştırıcı bir ışıkla parıldayan meydanın ortasında, bir mağaranın ağzını andırıyordu. Ta dipte, kubbenin loşluğu içinde hayal meyal gümüş bir haç seçilmekteydi. Haç, tavandan kilisenin zeminine kadar inen siyah bir kumaşın önüne yerleştirilmişti. Kilisenin içinde kimseler görünmüyordu. Ancak koroya mahsus yerin hemen önündeki ilk sırada birkaç papazın başlarının kımıldadığı belli belirsiz bir tarzda seçilmekteydi. Tam büyük kapı açıldığı sırada kilisenin içinden kalın, yüksek ve monoton birtakım seslerin söylemekte oldukları bir dua işitildi. Bu dua ölüm mahkûmlarının üzerine kesik kesik parçalar hâlinde düşüyor gibiydi.
Karanlıklar içinde kaybolmuş birkaç ihtiyarın söyledikleri bu ilahi, Ölüler Duası’ydı. Duanın her cümlesi parlak güneşin altında duran baharın ılık havasının okşadığı Esmeralda’nın, bu gençlik ve hayat dolu güzel yaratığın üstüne bir kefen gibi çöküyordu.
Halk huşu içinde duayı dinlemekteydi.
Şaşkın bir hâlde olan zavallı kız, kilisenin loş derinliklerine baktıkça görme, düşünme yeteneklerini kaybeder gibi oluyordu. Soluk dudakları dua ediyormuş gibi kımıldamaktaydı. Celladın yamağı arabadan inmesi için yardım etmek üzere yaklaştığı zaman kızın alçak sesle hep Phoebus (Fibes) adını tekrarladığını işitti.
Esmeralda’nın ellerindeki bağları çözdüler. Keçisini de çözdüler, ikisini birden arabadan indirdiler. Keçi nihayet hürriyetine kavuştuğu için neşeli neşeli melemekteydi. Esmeralda’yı sert kaldırım taşları üzerinden yalın ayak yürüterek kapının önündeki merdivenin ilk basamaklarının dibine getirdiler. Boynuna sarılmış olan ip de peşi sıra sürükleniyordu. Bunu gören, kızın arkasından bir yılanın ilerlediğini sanırdı.
Rahip Frollo, Esmeralda’yı Quasimodo’nun elinden almak için serserilerle anlaşır; Serseriler, Esmeralda’yı almak için Ouasimodo ile çatışırlar. Rahip Frollo fırsattan yararlanarak Esmeralda’yı kaçırır. Onu idam edileceği Palace de Gröve’e götürür. Esmeralda’ya kendisine teslim olursa onu ölümden kurtaracağını söyler fakat Esmeralda kabul etmez. Rahip Frollo onu cezalandırmak için yıllar önce kızı kaçırılan hemşire Gudule’ün hücresine atar. Hemşire Gu- dute, Esmeralda’yla boğuşurken Esmeralda’nın boynundaki patiği görür ve onun kendi kızı olduğunu anlar. Hemşire Gudule, onu kurtarmak için çok mücadele eder fakat başaramaz. Esmeralda idam edilir.
Ouasimodo Rahip Frollo’yu kilisenin balkonundan aşağı atar. Rahip ölür. O günden sonra da Ouasimodo ortadan kaybolur.
Sonraki Kral 8. Charles (Şarl) döneminde, suçluların cesetlerinin atıldığı mahzen açıldığında bir kadına sarılmış hâlde kambur bir erkek cesedi bulunur. Belli ki Ouasimodo burada Esmeralda’nın ölü bedenine sarılmış ve ölümü beklemiştir.

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

“Nötre Dame’ın Kamburu”, “Yaban” ve “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” adlı metinler arasında çeşitli benzerlikler ve farklılıklar bulunmaktadır. İşte bazı karşılaştırmalar:

Tür:

  • “Nötre Dame’ın Kamburu”, tarihi bir romandır ve 15. yüzyıl Paris’inde geçer.
  • “Yaban”, bir otobiyografik roman olup, yazarın I. Dünya Savaşı sırasında yaşadığı deneyimleri anlatır.
  • “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, bir hikaye kitabıdır ve yazarın askeri hastanede geçirdiği zamanı anlatır.

Biçim:

  • Her üç metin de nesir formunda yazılmıştır, ancak her biri farklı bir anlatı tarzına sahiptir. “Nötre Dame’ın Kamburu” daha ayrıntılı ve betimleyici bir dil kullanırken, “Yaban” ve “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” daha özlü ve doğrudan bir dil kullanır.

Dil ve Anlatım:

  • “Nötre Dame’ın Kamburu”, döneminin dilini ve üslubunu yansıtır. Eski Fransızca’nın etkilerini taşır.
  • “Yaban”, savaşın acımasızlığını ve yazarın kişisel duygularını yansıtan bir dil kullanır.
  • “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, hastane ortamını ve yazarın oradaki deneyimlerini anlatırken samimi ve içten bir dil kullanır.

İçerik:

  • “Nötre Dame’ın Kamburu”, aşk, ihanet, ve adalet gibi evrensel temaları ele alır.
  • “Yaban”, savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkisini ve bireysel çatışmaları ele alır.
  • “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, hastalık, ölüm ve insan dayanıklılığı gibi temaları ele alır.

Her üç metin de kendi türlerinde önemli eserlerdir ve okuyucuya farklı deneyimler sunarlar.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.


...