onlineodev.com 'a hoşgeldiz. Lütfen soru sormaktan ve cevap vermekten çekinmeyiniz
82 kez görüntülendi
Türk Dili ve Edebiyatı kategorisinde tarafından

Güzel sanatların kollarından biri olan edebiyat, istiklâlini yüzyıllar önce ilân etmiş olmasına rağmen, diğer insan faaliyetleriyle olan ilişkilerini sürdürmüş ve hâlâ da sürdürmektedir. Daha açık bir ifadeyle, “yaratma”ya dayalı estetik bir insan faaliyeti olan edebiyat ile ondan bağımsız ve farklı birer disiplin veya bugün birer sosyal bilim dalı olarak kabul edilen tarih, sosyoloji, psikoloji, teoloji, antropoloji, etnografya, folklor, dilbilim, estetik arasında pek çok ilişkiler vardır. Sistematik ve soyut bir düşünce disiplini olan felsefe de bunlardan birisidir. Söz konusu ilişki, elbette tersinden de (tarih-edebiyat, sosyoloji-edebiyat, estetik-edebiyat vb.) söz konusudur.

Edebiyat-felsefe ilişkisinin temeli, öncelikle her ikisinin de bir tür insan faaliyeti olmasına dayanır. Zira bu iki disiplinden biri insanın “düşünme” melekesi, diğeri ise “yaratma” melekesiyle alâkalıdır. Bu arada insanın düşünce ve yapıp etmelerinin felsefe, sanat ve bilim olmak üzere üç ana grupta toplanıp tasnif edildiğini de belirtelim.

Edebiyat-felsefe ilişkisinin bir başka kaçınılmaz zorunluluğu da, her ikisinin de dil üzerine inşa edilmiş olmalarıdır. Gerek yazar ve şairin duygu, hayal, intiba, gözlem ve düşüncelerini; gerekse filozofun düşüncelerini diğer insanlara aktarabilecekleri tek iletişim vasıtası dildir. Elbette edebiyatın diliyle felsefenin dili birbirinden çok farklı ve başkadır.

(...)

Edebiyat sanatının sanatkârın elinden çıkmış somut sonucu durumundaki edebî eseri var eden ana unsurların başında muhteva/içerik/mana gelir. Yani şair veya yazar eserinde, türü ne olursa olsun (şiir, hikâye, roman, tiyatro), doğrudan doğruya kendini, yakın çevresini, mensubu bulunduğu toplumu veya bütün insanlığı ilgilendiren günlük veya genel-geçer bir konuyu, problemi; insanı, nesneyi, varlığı, tabiatı; olayı, gelişmeyi, durumu ele alıp işler. Burada sözü uzatmadan ve herhangi bir tartışmaya girmeden belirtmeliyiz ki, edebiyatın muhteva/mana dünyasının sınırlarını, en geniş çerçevede “insan” belirler.

Yani edebiyatın muhteva/manasının başlangıç noktası kadar bitiş noktası da insandır. Dolayısıyla hiçbir insanî mesele yoktur ki, edebî eserlerde ele alınmamış olsun veya hiçbir edebî eser yoktur ki şu veya bu insanî meseleden bahsetmemiş olsun. İşte bu gerçek; yani edebiyat sanatının insan merkezli muhteva alanının genişliği; hatta bir anlamda sınırsızlığı, edebiyat-felsefe ilişkisini kaçınılmaz ve zarurî kılar. Çünkü insan, insanı kuşatan evren (metafizik evren de dahil olmak üzere) ve insan-insan, insan-evren ilişkisi, doğrudan doğruya felsefenin de konusudur.

(...)

Söz konusu karşılıklı ilişkiye rağmen ne edebiyat felsefe ne de felsefe edebiyattır.

(...)

1. Okuduğunuz metinden gerçek, mecaz ve terim anlamlı kelimelere örnekler bulunuz. Bulduğunuz örnekleri aşağıdaki şemalara yazınız.

Gerçek Anlam

…………………

Mecaz Anlam

…………………

Terim Anlam

………………..

2. Aşağıdaki cümleler okuduğunuz metinden alınmıştır. Bu cümlelerde kullanılan noktalama işaretlerinin parçadaki kullanım amaçlarını açıklayınız.

• Edebiyat-felsefe ilişkisinin bir başka kaçınılmaz zorunluluğu da her ikisinin de dil üzerine inşa edilmiş olmalarıdır.

• Edebiyat sanatının sanatkârın elinden çıkmış somut sonucu durumundaki edebî eseri var eden ana unsurların başında muhteva/içerik/mana gelir.

• Zira bu iki disiplinden biri insanın “düşünme” melekesi, diğeri ise “yaratma” melekesiyle alâkalıdır.

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Metinden örneklerle gerçek, mecaz ve terim anlamlı kelimeleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Gerçek Anlam:

  • İnsan: Biyolojik bir varlık olarak insan.
  • Dil: İletişim kurmak için kullanılan sözcükler ve gramer yapısı.

Mecaz Anlam:

  • Yaratma: Burada, sanatsal bir eser ortaya koymak anlamında kullanılmıştır.
  • İnşa edilmiş: Bir şeyin temelini oluşturmak anlamında, dilin edebiyat ve felsefenin temeli olarak kullanılması.

Terim Anlam:

  • Edebiyat: Sanatın bir dalı olarak yazılı eserlerin bütünü.
  • Felsefe: Varlık, bilgi, değer, akıl, zihin ve dil üzerine sistematik düşünce ve araştırma yapan bilim dalı.

Noktalama işaretlerinin kullanım amaçları:

  • Edebiyat-felsefe ilişkisinin bir başka kaçınılmaz zorunluluğu da her ikisinin de dil üzerine inşa edilmiş olmalarıdır.

    • Burada kullanılan tire (-), “edebiyat-felsefe” ifadesini bir bütün olarak ele alarak iki disiplinin ilişkisini vurgulamak için kullanılmıştır. Ayrıca, cümle içindeki “da” bağlacı, önceki ifadeye ek bir bilgi getiriyor olmanın altını çizmek için kullanılmıştır.
  • Edebiyat sanatının sanatkârın elinden çıkmış somut sonucu durumundaki edebî eseri var eden ana unsurların başında muhteva/içerik/mana gelir.

    • Burada kullanılan eğik çizgi (/), “muhteva”, “içerik” ve “mana” kelimelerinin birbirinin yerine kullanılabileceğini ve bu kavramların birbiriyle yakın anlamlı olduğunu göstermek için kullanılmıştır.
  • Zira bu iki disiplinden biri insanın “düşünme” melekesi, diğeri ise “yaratma” melekesiyle alâkalıdır.

    • Tırnak işaretleri (" "), “düşünme” ve “yaratma” kelimelerini vurgulamak ve bu kavramların özel bir anlam taşıdığını belirtmek için kullanılmıştır.

Bu noktalama işaretleri, metnin anlamını derinleştirmekte ve okuyucunun metni daha iyi anlamasına yardımcı olmaktadır.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.


...