Aşağıdaki kutucuklarda “Giriş” ünitesi ile ilgili 8-14. soruların cevapları bulunmaktadır. Buna göre kutucuklarda yer alan harfleri boş bırakılan yerlere yazarak soruları cevaplayınız. (Soruların birden fazla cevabı olabileceğini göz önünde bulundurunuz.)
8. Yukarıda harf ile gösterilen kutucuklardan hangisi ya da hangileri edebiyatın yararlandığı bilimlerdir?
(.............................................)
9. Yukarıda harf ile gösterilen kutucuklardan hangisi ya da hangileri dilimizin Batılı anlamdaki ilk sözlüğüdür?
(.............................................)
10. Yukarıda harf ile gösterilen kutucuklardan hangisi ya da hangileri bireylerin iç dünyalarını anlatmayı amaçlayan romancının yararlanacağı bilimlerdir?
(.............................................)
11. Yukarıda harf ile gösterilen kutucuklardan hangisi ya da hangileri Türk dilinin ilk sözlüğüdür?
(.............................................)
12. Yukarıda harf ile gösterilen kutucuklardan hangisi ya da hangileri dilin değişimine veya gelişimine katkı sağlayan unsurlardandır?
(.............................................)
13. Yukarıda harf ile gösterilen kutucuklardan hangisi ya da hangileri psikoloji, psikiyatri, felsefe ve edebiyatı birbirine yaklaştıran ortak unsurlardır?
(.............................................)
14. Yukarıda harf ile gösterilen kutucuklardan hangisi ya da hangileri edebî bir eserde yararlanılabilecek kavramlardır?
(.............................................)
15-19. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.
Dilde sözcük değişimi, bir ağacın yapraklarının dökülüp yenilenmesine benzer. Dil, yaşamdaki doğal gelişme ve değişikliklere uyum gösterir. Eski ve kullanılmayan kavramları yansıtan sözcükler zamanla ölür; yeni buluşları ve gelişmeleri göstermek için de yeni sözcükler türetilir.
Uygarlığın ilk dönemlerinde araba, uçak, radyo, telefon, telsiz, bilgisayar gibi araç ve gereçler yoktu. Bu buluşlar ortaya çıkınca yeni kavramlar ve bu kavramları yansıtan sözcükler oluştu. Buna karşın eskiden çok kullanılan sikke, akçe, okka, dirhem gibi sözcükler artık günümüzde kullanılmamaktadır.
Toplumdaki siyasî ve sosyal değişiklikler de sözcükleri etkilemektedir. Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde; ordu yönetimiyle ilgili olan sekbanbaşı, kolağası, kazasker, bostancı, subaşı gibi sözcükler bugün kullanılmamaktadır. Cumhuriyet Dönemi’nden sonra kurulan yeni ordu yönetiminde bu sözcüklerin yerine albay, binbaşı, yüzbaşı, onbaşı, çavuş gibi yeni sözcükler türetilmiştir.
Uzay çağından sonra insanlık tarihinde yeni bir dönem başlamış ve bütün dünya dillerine binlerce yeni sözcük girmiştir. Uydular aracılığıyla yapılan televizyon yayınları ve diğer iletişim araçları dünyayı küçültmüş, insanlar ve uluslar arasında iletişim artmış, bu hızlı iletişim sonunda dünyadaki bütün diller arasında yoğun bir sözcük alış verişi başlamıştır. Bu nedenle Türkçeye, özellikle Batı dillerinden çok sayıda yabancı sözcük girmiştir. Bu sözcüklerin bir kısmına karşılık bulunmuş, ancak 1982’den sonra dilde özleşme akımı durduğu için karşılık bulunamayan pek çok yabancı sözcük dilimize yerleşmiştir.
15. Okuduğunuz metinden hareketle dilin özellikleri ile ilgili çıkarımlarda bulununuz. Çıkarımlarınızı boş bırakılan yere yazınız.
....................................................................................................................................
16. Okuduğunuz metinde yazar, dildeki kelime değişimini bir ağacın yapraklarının dökülüp yenilenmesine benzetmiştir. Bu ifade biçiminin metnin anlatımına nasıl bir katkı sağladığını aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
.......................................................................................................................................
17. Metinde gerçek, yan ve mecaz anlamlı kelime veya kelime gruplarına örnekler bulunuz. Bulduğunuz örnekleri aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
......................................................................................................................................
18. “Hiçbir dil durgun, tamamlanmış bir sistem değildir. Dil tamamlanmış bir yapıt değil, sürüp giden bir etkinliktir. Her gün yeni sözcükler eklenir, zamanla bazı değişiklikler gösterir. Canlı bir organizma gibidir dil.”
Kemal ATEŞ
Bu parçadaki düşünceler, Mehmet Hengirmen’e ait metindeki düşünceleri destekliyor mu?
Düşüncelerinizi metinden örnek vererek aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
...................................................................................................................................
19. Bir kelimenin ölmesi veya yeni kelime türetilmesi metinde neye bağlanmıştır? Gelişen teknolojiyle dilimizde türetilen yeni kelime var mıdır? Düşüncelerinizi boş bırakılan yere yazınız.
.........................................................................................................................................