onlineodev.com'a Hoş Geldin!

Burası bilgi paylaştıkça büyüyen bir eğitim platformudur. Aklına takılan tüm soruları hiç çekinmeden sorabilir veya hakim olduğun konularda diğer öğrencilere yanıt vererek onlara destek olabilirsin. Hadi, sen de bu güzel dayanışmanın bir parçası ol.

7 kez görüntülendi
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kategorisinde tarafından

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Rönesans döneminde hümanizm akımı insanın değerini, aklını ve özgürlüğünü merkeze alırken aynı dönemde sömürgecilik faaliyetlerinin hız kazanması aslında büyük bir çelişki gibi görünmektedir. Hümanistler eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek insanın ne kadar yüce bir varlık olduğunu savunmuşlardır. Ancak bu dönemdeki insan kavramı genellikle sadece Avrupalı ve Hristiyan olan kişileri kapsayacak şekilde dar bir çerçevede ele alınmıştır. Avrupalılar kendilerini dünyanın merkezi ve en gelişmiş medeniyeti olarak gördükleri için kendi dışındakileri barbar veya eğitilmesi gereken topluluklar olarak nitelendirme eğilimindeydiler. Bu bakış açısı onlara bir yandan insan haklarından bahsederken diğer yandan başka kıtalardaki insanları köleleştirme veya topraklarına el koyma hakkını kendilerinde görme fırsatı vermiştir.


Sömürgeciliği haklı çıkarmak için kullanılan en büyük bahanelerden biri de bu halklara medeniyet ve din götürme iddiasıydı. Avrupalı düşünürler ve yöneticiler, sömürgeleştirilen bölgelerdeki insanların kendi başlarına gelişemeyeceklerini ve ancak Avrupa’nın rehberliğiyle insan olabileceklerini savunmuşlardır. Yani hümanizmin savunduğu o yüce değerler sadece kendi toplumları içindeki bireyler için geçerli sayılmış, dünyanın geri kalanı bu tanımın dışında tutulmuştur. Bu durum hümanizmin o dönemde evrensel bir yapıya sahip olmadığını, daha çok Avrupa merkezli bir düşünce sistemi olduğunu göstermektedir. Ayrıca Rönesans sanatının ve biliminin finansmanı için gereken devasa zenginlik, sömürgelerden gelen altın ve gümüşlerle sağlanmıştır. Sanatçıların desteklenmesi ve muhteşem eserlerin ortaya çıkması, aslında başka coğrafyalardaki insanların sömürülmesi sayesinde mümkün olmuştur.


Bu iki durum arasındaki ilişki aslında gücün ve aklın nasıl bir arada kullanıldığını ortaya koymaktadır. Avrupalılar bir yandan bilim ve sanatla zihinlerini özgürleştirirken, diğer yandan bu gelişmişliklerini başkalarını kontrol etmek için bir silah olarak kullanmışlardır. Kendi içlerinde özgürlüğü ve bireyi kutsallaştıran bu toplumlar, sınırlarının ötesine geçtiklerinde tamamen farklı ve acımasız bir yüz sergilemişlerdir. Tarihin bu dönemine baktığımızda yüksek bir kültür seviyesinin her zaman adalet ve eşitlik getirmediğini, bazen bu kültürel üstünlüğün başkalarını ezmek için bir gerekçe olarak kullanılabildiğini anlıyoruz. Hümanizmin o dönemdeki bu eksik ve taraflı tutumu, bugün bile dünyadaki pek çok adaletsizliğin kökeninde yatan o ayrımcı bakış açısının temellerini atmıştır.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.


...