Doğal Afetler
Şunlardır doğal afetler;
Sel, erozyon, deprem işte.
Hepsi bir yönden aynı,
Hiçbiri demez geliyorum.
Elbet var bir tedbir,
İnsanların tedbirsizliği işte.
Depremdir en başta,
En şiddetlisi.
17 Ağustos Depremi
Yedi nokta dörttür deprem şiddeti
Geceyi ikiye böldü bu deprem
İstanbul Sakarya Bursa İzmit i
Marmara yi sanki deldi bu deprem
Gürültüyle bomba gibi patladı
Binaları beşik gibi salladı
Köprüler yıkıldı yollar çatladı
Bir gecede canlar aldı bu deprem
Depremin şiddeti gece duyuldu
Ana kalktı çocuğuna sarıldı
Kaçamadı bir köşeye yığıldı
Bebeğimi gece çaldı bu deprem
Enkazların altı hep insan dolu
Vücutları ezik kırılmış kolu
Kimi imdat diyor kurtarın beni
İnsanlara mezar oldu bu deprem
Sardı yurdumuzu acı felaket
Vatan kan ağlıyor bütün memleket
Yetişti imdada askerle millet
Başımızı derde saldı bu deprem
Tuncay feryat eder dayanmaz yürek
Enkazın altında yatıyor bebek
Anaları yavrum yavrum diyerek
İçimizde acı kaldı bu deprem
17.08.1999 Tuncay Akdeniz
Kızılırmak Seni Seni
Bahar gelir gudurursun
Kızılırmak seni seni
Ne uyursun ne durursun
Kızılırmak seni seni
Gelin yedin gızı yedin
Nice Ela gözler yedin
Seksen doksan Yüz de yedin
Kızılırmak seni seni
Genç de yersin goca yersin
Gündüz yersin gece yersin
Hakim benden sormaz dersin
Kızılırmak seni seni
Yakını var ırağı var
Zemherirde bir çağın var
Bir de gızgın tuzağın var
Kızılırmak seni seni
Atı sürdü Mehmet Özbey
Yüzü tuttu sandık özbeg
Az galdı ki ola helak
Kızılırmak seni seni
Parça parça etsem seni
Fabrikaya tıksan seni
Deniz olsan yutsam seni
Kızılırmak seni seni
Söyle Veysel sözü sana
Yılda kıyar üç beş cana
Selleri ev yandi hani
Kızılırmak seni seni
Aşık Veysel
Deprem
Yıkıldı evler, yıkıldı hayaller
Göçtü duvarlar, göçtü insanlar
Sarsıldı yeryüzü, sarsıldı yürekler
Korktuk, ağladık, dua ettik
Bir anlık deprem, bir ömür acı
Kaybettik sevdiklerimizi, kaybettik kendimizi
Ama pes etmedik, ama umudumuzu yitirmedik
Tuttuk birbirimizin ellerini, tuttuk hayata sarıldık
Sel
Yağmur yağıyor, durmuyor
Nehir taşıyor, coşuyor
Evleri basıyor, yolları kaplıyor
Sel geliyor, kaçın diyor
Biriken su, biriken dert
Alıp götürüyor her şeyi, bırakmıyor hiçbir şeyi
Canlar gidiyor, mallar gidiyor
Sel bitiyor, geriye ne kalıyor?
Yangın
Alev alev yanıyor ormanlar
Kül kül oluyor ağaçlar
Hayvanlar kaçıyor, insanlar kaçıyor
Yangın büyüyor, durdurun diyor
Kızıl kızıl parlıyor gökyüzü
Isınmış toprak, yanmış hava
Yok oluyor doğanın güzelliği, yok oluyor yaşamın bereketi
Yangın söndü, ama çok geç değil mi?
Kasırga
Esen rüzgar, esiyor gittikçe şiddetleniyor
Dönen hortum, dönüyor gittikçe büyüyor
Yıkıyor evleri, koparıyor çatıları
Kasırga geliyor, saklanın diyor
Uçan eşyalar, uçan insanlar
Savuruyor her yeri, savuruyor herkesi
Korku doluyor gözler, çaresizlik doluyor kalpler
Kasırga geçiyor, ama neyi değiştiriyor?
Volkan
Patlıyor dağın tepesi, patlıyor lavlar
Akıyor ateş, akıyor kızgın kayalar
Yanıyor ormanlar, yanıyor köyler
Volkan patlıyor, kaçamazsınız diyor
Kara bulutlar, kara dumanlar
Kaplıyor göğü, kaplıyor yeri
Ölüm saçıyor her yana, ölüm saçıyor her cana
Volkan duruluyor, ama ne anlamı var?