Tasavvuf tarihi, genel olarak dört ana döneme ayrılır:
-
Züht Dönemi: Bu dönem, Peygamber Efendimiz döneminden başlayıp hicri 2. asra kadar olan dönemi kapsar. Züht, ahirete yönelmek, dünyaya dalmamak, elde mevcut bulunsa bile gönülde mal ve mülk sevgisine yer vermemek gibi anlamlara gelir. Bu dönemin temsilcileri arasında sahabeler, Veysel Karanî, Hasan Basrî, Cafer Sâdık, İbrahim İbn Edhem, Râbiatü’l-Adeviyye gibi isimler sayılabilir.
-
Tasavvuf Dönemi: Bu dönem, sufi ve tasavvuf kavramlarının kullanılmaya ve ilk sufi adlarının duyulmaya başlandığı dönemdir. Hicri 2. asrın sonundan, tarikatların kurumsallaştığı döneme kadar olan yaklaşık dört asırlık zaman dilimini kapsar. Bu dönemde tasavvufun ilke, kural ve yöntemleri belirlenmiş, fena, velilik, ma’rifet gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Cüneyd-i Bağdadi, Gazali, Zünnun-i Mısri, Beyazıd-ı Bestami gibi büyük sufi ve mutasavvıflar bu dönemde yetişmiştir.
-
Felsefî Tasavvuf Dönemi: Bu dönem, tasavvufun felsefe ile etkileşime girdiği ve tasavvufi felsefenin geliştiği dönemdir. Hicri 6. ve 7. asırlarda (M. XII ve XIII) yaşanan bu dönemde, tasavvufun metafizik, ontolojik, epistemolojik ve ahlaki yönleri ele alınmış, vahdet-i vücud, vahdet-i şuhud, insân-ı kâmil, aşk, hikmet gibi kavramlar işlenmiştir. İbn Arabi, Mevlana, Sadreddin Konevî, Şemseddin Tebrizi, Yunus Emre gibi önemli tasavvufi felsefeciler bu dönemde eser vermiştir.
-
Tarikat Dönemi: Bu dönem, hicri 6. asırdan itibaren tarikatların kurumsallaştığı ve sosyal hayatın bir parçası haline geldiği dönemdir. Bu dönemde tasavvuf, şiir, edebiyat, sanat, musiki, mimari gibi alanlarda da kendini göstermiş, zengin bir kültür mirası oluşturmuştur. Abdulkadir Geylani, Ahmet Yesevi, Ahmet Rifai, Bahauddin Nakşibend, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bayram-ı Veli, Şeyh Edebali, Aziz Mahmud Hüdai gibi meşhur mutasavvıflar ve tarikat kurucuları bu dönemde yaşamışlardır.