Çok partili hayat ile demokrasi arasındaki ilişkiyi şöyle açıklayabiliriz:
-
Çok partili hayat, toplumda farklı fikirlerin temsil edilmesi bakımından demokrasinin milli egemenliğe dayanan ilkeleri ile uyum göstermektedir.
-
Demokratik toplumlarda bireylerin özgürce ve kendi iradeleri yoluyla istedikleri partiye oy vererek temsil edilme hakları bulunmaktadır.
-
Türkiye’de çok partili dönem, 1945 yılında Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) dışında ikinci bir partinin -Nuri Demirağ liderliğindeki Millî Kalkınma Partisi(MKP)- kurularak 1946 genel seçimlerine çok partili sistemle gidilmesi ile başlamıştır.
-
Cumhuriyet’te çok partili hayat bundan önce Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası(TCF; 1924-25) ve Serbest Cumhuriyet Fırkası(SCF; 1930) ile başlamış lakin bu partilerin ömürleri çok kısa olmuştur.
-
İkinci Dünya Savaşı sonucunun bu döneme geçişte önemli rolü vardır. İkinci Dünya Savaşı’nı tek partili, tek liderin tüm yetkilere sahip olduğu faşist rejimler kaybetti. Savaşı kazanan iki taraftan bir tanesi ABD, İngiltere ve Fransa gibi çok partili demokrat devletler ve kazanan diğer taraf ise Sovyetler Birliği gibi tek partili sosyalist devletler oldu.
-
Dünya’da iki siyasi kutbun oluştuğu bu dönemde Türkiye ile Sovyetler Birliği’nin arası bozulmaya başladı. 1945 yılının Mart ayında, iki devlet arasında 1925’te imzalanmış dostluk ve tarafsızlık antlaşmasının yenilenmeyeceği Stalin yönetimi tarafından ilan edildi.
-
Türkiye’nin bu devletler arasındaki yerini alabilmesi, BM Cemiyeti’nde söz sahibi olabilmesi için çok partili hayata bir an önce geçmeliydi. Bu yüzden İsmet Paşa ikinci bir parti kurulmasına izin vermiştir. CHP 'den ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan Demokrat Partiyi kurmuşlardır.