Stratejik tehdit, bir ülkenin, kurumun veya şirketin gelecekteki temel hedeflerine ulaşmasını engelleyebilecek ve doğrudan onun varlığını tehlikeye atabilecek büyük çaplı riskler olarak tanımlanabilir. Günlük işleyişte karşılaşılan sıradan ve küçük sorunlardan farklı olarak, bu tehditler uzun vadeli ve çok daha yıkıcı etkiler bırakma potansiyeline sahiptir.
Bir devlet açısından düşündüğümüzde; sınır güvenliğinin büyük ölçüde sarsılması, komşu ülkelerde çıkan savaşlar, ulusal çaptaki ekonomik krizler veya kritik altyapılara yapılan büyük siber saldırılar stratejik tehdit örnekleridir. İş dünyası ve şirketler açısından baktığımızda ise, pazardaki dengeleri tamamen değiştirebilecek yeni bir teknolojinin ortaya çıkması stratejik bir tehdit oluşturur. Örneğin, dokunmatik telefonların çıkmasıyla tuşlu telefon üreten markaların pazar payını kaybetmesi tam olarak böyle bir durumdur.
Bu tür büyük tehlikelerin önceden analiz edilip fark edilmesi oldukça önemlidir. Zamanında hazırlık yapılmaz ve gerekli önlemler alınmazsa, kurumlar veya ülkeler telafisi çok zor zararlara uğrayabilir, hatta tamamen çökebilirler. Bu sebeple devletler ve büyük organizasyonlar, sadece bugünü kurtarmayı değil geleceği de hesaba katarak bu tarz stratejik tehditlere karşı özel savunma, istihbarat ve kriz yönetimi planları hazırlarlar.