Osmanlı Devleti’nin askeri yönden zayıflamasının diplomasiye olan etkileri şunlardır:
-
Askeri yönden zayıflayan Osmanlı Devleti savaş kazanamadığı için diğer devletlerle eşit şartlarda barış anlaşmaları imzalamak zorunda kaldı. Askeri yönden zayıf olduğu için bu anlaşmalarda her istediğini elde edemedi.
-
Zayıflamasını fırsat bilen ülkeler Osmanlı Devleti’ne karşı ittifaklar oluşturarak, topraklarına saldırdı ve diplomatik olarak üstün duruma geçmeye başladılar. Osmanlı Devleti askeri gücünün zayıflaması diplomatik prestij kaybına neden oldu.
-
Osmanlı Devleti kuruluş itibariyle militer bir imparatorluk olarak karşımıza çıkmaktaydı. İlk zamanlar, diplomasi, ekonomik ve askeri boyuta göre daha az etkili olmuştur. Çünkü askeri açıdan çok güçlü olan Osmanlı Devleti, istediğini savaşarak elde edebilmekteydi. Yani savaş, eskiden diplomasinin bir parçasıydı ve bu nedenle diplomasiye çok az başvurulmaktaydı.
-
Ancak Osmanlı Devleti yavaş yavaş askeri gücünü yitirmeye, savaş ve toprak kaybetmeye başlayınca, hayatta kalmak için diplomasiye tutunmaya başlamış, silahın yerini diplomasi almıştır. Bununla birlikte, Osmanlı, gücünü kaybedince “bari var olanı koruyalım, kollayalım ve dışlanmayalım” mantığıyla içerde ve dışarıda denge politikası izlemeye başlamıştır. Bu dönemde karşımıza çıkan devleti kurtarmak için yapılan, “Osmanlıcılık”, “İslamcılık”, “Batıcılık” ve “Türkçülük” gibi projeler uygulanmıştır.
-
İçerdeki güçsüzlük, Osmanlı’yı diplomasiye adete yapıştırmıştır. Mehmet Ali Paşa Olayı nedeniyle ilk defa bir Osmanlı Sultanının kendi içindeki bir olaydan dolayı batılı güçlerden yardım istemesi burada verilebilecek en güzel örneklerden biridir. Bunun yanında 1856’da yapılan Islahat Fermanıyla Osmanlı, Avrupa Devletler Sistemine kabul edilmiş ve Osmanlının Avrupalılığı tescil edilmiştir. Ayrıca, bu dönemde, kurum olarak da diplomasinin geliştiği de görülmektedir. Tercime Büroları kurulmuştur