Osmanlı Devleti zayıfladığı dönemlerde bile oldukça büyük topraklara sahipti. Bu topraklar fazla olmak ile kalmamış, verimli ve ham maddesi bol topraklardır. Yani güç kaybetmesi ve ekonomisinin kötüleşmesi ticari hacmini etkilememiştir. Hammaddeye sahip olmakla birlikte hammadde ticaretini devam ettirebilmişlerdir. Bu hammadde ticareti ise Avrupalı güçlerle yapılmıştır. Çünkü o dönemde sanayileşme ile birlikte Avrupa’da güçlü konumda olan ülkeler sanayide hammadde ihtiyacı duyar. Osmanlı Devleti’nin verimli toprakları ve coğrafyasını bir bakıma kullanmak için onlarla hammadde ticaretine girmişlerdir.
İşlenmiş mal, ucuz mal alıp satma bu Avrupalı güçlerin kaçırmak istemeyeceği bir fırsattır. Osmanlı Devletinde hammaddeler son derece ucuz bir fiyata geldiği için Avrupalı güçler bundan daha da karlı çıkmıştır. Ucuz hammaddeyi işleyip satarak sanayi ve ekonomi bakımında güçlenmişlerdir. Osmanlı Devleti’nin sürdürülmesi, onlar için ucuz hammadde yani ticari çıkar anlamına gelmektedir. Osmanlı Devletinin parçalanıp Avrupalı güçler arasında paylaşılması belli bir noktada daha karlı hale geliştir. Bu noktada Osmanlı Devleti artık hasta adam olmuştur ve onunla yapılan ticaretler kesilmiştir. Bir bakıma kaynakları kullanılan Osmanlı Devleti, Avrupalı güçlerin çıkarlarına göre varlığını sürdürebilmiştir.
Özetlemek gerekirse ekonomisi kötüleşip güç kaybedince Osmanlı Devleti, zengin coğrafyası ile elde ettiği hammaddeleri Avrupalı güçlere ucuza satmak zorunda kalmıştır. Bu, Avrupalı güçler için güzel bir çıkara neden olmuştur çünkü sanayileşme ile işlenmiş mallar üretilmiş ve az fiyata alıp çok fazla kar edebilmişlerdir. Yani bir bakıma Osmanlı Devleti ile ticaret yaparak ondan faydalanmışlardır.