Rumeli topraklarını sadece fetih yoluyla yurt edinemeyeceğinin farkında olan Osmanlılar, bölgede iskân politikasını esas almıştır.
İskâna öncülük edenler; gaziler, aşiret reisleri ve mensupları, akıncı beyleri, dervişler ve Tımarlı Sipahiler olmuştur.
Anadolu’nun dinî ve iktisadi hayatında önemli yer tutan Gaziyân- ı Rûm, Ahiyân-ı Rûm, Abdalân-ı Rûm ve Bâcıyân-ı Rûm gibi zümreler, Rumeli'nin fethinden sonra gönüllü olarak bölgenin İslamlaşmasını ve imarını sağlamıştır.
Fethedilen bölgelere yerleştirilen Müslümanlar arasındaki dervişler, sonradan kurulacak olan köylerin ve şehirlerin çekirdeğini oluşturmuştur. Dervişler, kurmuş oldukları zaviye ve tekkeler vasıtasıyla bölgenin gayrimüslimlerini etkilemiştir.
Böylece Osmanlıların bölgeyi fethetmesinden önce halkı psikolojik olarak fethe hazır hâle getirmiştir.
Yerleştikleri bölgelerin imar ve iskânına dervişler öncülük etmiştir. Dervişler, boş topraklar üzerinde kurdukları zaviyelerle Anadolu’dan gelen nüfus kitlelerinin sevk ve iskânını organize etmiştir.
Bir nevi devlet görevlisi olan bu dervişlere; devlet, geçimleri için bazı imtiyazlar vermiştir. Ayrıca devlet, aşiretlere iskânı yaydıkları bölgelere, kendi adlarını verme hakkı tanımıştır.
Rumeli’ye iskân edilen Türkmenler; buralarda han, hamam, köprü, medrese, zaviye, imaret, tekke, cami ve mescit gibi Türk İslam eserleri inşa etmiş ve böylece Balkanları bir Türk yurdu hâline getirmiştir.