Verilen görsel ve metni değerlendirerek aşağıdaki soruları cevaplayınız.
“Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutuvermiş, düzenleyivermiş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş, buyrukları bilge imiş, cesur imiş tabi. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabi. İli tutup töreyi düzenlemiş.”
“Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Ondan sonra Tanrı irade ettiği ve lütfettiği için talih ve kısmetim olduğu için ölecek milleti diriltip kaldırdım. Çıplak milleti giydirdim, fakir milleti zengin ettim, nüfusu az milleti çok ettim.
Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar bütün milletleri kendime tabi kıldım ve hepsini düzene soktum.
Ey Türk Oğuz beyleri, milleti işitin! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız toprak delinmedikçe, ey Türk milleti, senin ilini, töreni kim bozabilir!”
Türklerde cihan hakimiyeti anlayışı, Güneş’in doğduğu yerden battığı yere kadar olan coğrafyanın Türk hükümdarlar tarafından adaletli bir şekilde yönetme anlayışıdır.
1. Kağanın görevlerini yazarak bu görevleri günümüzdeki sosyal devlet anlayışıyla ilişkilendiriniz.
-
Cevap: Türklerde kağan, devletin başı ve toplumun lideri olarak, en büyük güç ve yetkileri kendi şahsında toplamıştır. Kağanın gücünün kaynağı ise Gök Tanrı tarafından verilen kut yani hükümdarlık yetkisi ve aileden gelen soyluluktur.
Kağanın başlıca görevleri şunlardır:
-
Ülkeyi ve halkı düşmandan korumak
-
Bütün toplulukları bir devlet çatısı altında toplamak
-
Töre kurallarını uygulamak ve düzeni sağlamak
-
Halkı adil idare etmek, baskı yapmamak
-
Ekonomik açıdan halkı refaha ulaştırmak
Bu görevleri günümüzdeki sosyal devlet anlayışıyla ilişkilendirmek mümkündür. Sosyal devlet anlayışı, devletin sadece hukuk kurallarıyla değil, aynı zamanda sosyal politikalarla da vatandaşlarının hak ve refahını korumasını ifade eder.
Bu anlayışa göre devletin görevleri arasında şunlar sayılabilir:
-
Ülkenin güvenliğini ve bağımsızlığını sağlamak
-
Vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini korumak
-
Hukukun üstünlüğünü ve demokratik düzeni sağlamak
-
Vatandaşların eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi ihtiyaçlarını karşılamak
-
Ekonomik kalkınmayı ve adaleti teşvik etmek
Görüldüğü gibi Türklerde kağanın görevleri ile günümüzdeki sosyal devlet anlayışının temel ilkeleri arasında benzerlikler bulunmaktadır. Her ikisi de devletin vatandaşlarının hayat standartlarını yükseltmesini, haklarını korumasını ve adaletli bir yönetim sergilemesini amaçlamaktadır. Bu da Türklerin tarih boyunca ileri bir devletçilik anlayışına sahip olduğunu göstermektedir.
2. Yazıtlardaki cihanşümul devlet anlayışını ifade eden sözler hangileridir? Bu anlayış, Türklerin devlet yönetimini nasıl etkilemiş olabilir?
-
Cevap: Cihanşümul devlet anlayışı, evrensel veya dünya çapında bir devlet kurma ve yönetme ülküsüdür. Türklerde bu anlayışın izleri yazıtlarda görülmektedir. Örneğin Orhun Yazıtları’nda Bilge Kağan şöyle demektedir:
"Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar bütün milletleri kendime tabi kıldım ve hepsini düzene soktum."
"Tanrı yardım ettiği için gözle görülmeyen, kulakla işitilmeyen yerleri milletime kazandırdım. Tanrı buyurduğu için dört taraftaki milleti düzene sokup tertipledim."
Bu sözlerden anlaşıldığı gibi Türklerde cihanşümul devlet anlayışı, Tanrı’nın verdiği kut ile desteklenen ve adaletle yönetilen bir devlet kurma ve genişletme hedefidir. Bu anlayış Türklerin devlet yönetimini şu şekillerde etkilemiştir:
-
Türklerde devlet kurma ve yaşatma bilinci gelişmiştir. Türkler tarih boyunca pek çok büyük devlet kurmuş ve bunları uzun süre ayakta tutmuştur.
-
Türklerde siyasi birlik ve dayanışma duygusu güçlenmiştir. Türkler farklı boylar ve kabilelerden oluşan bir topluluk olmalarına rağmen ortak bir kültür ve töre ile bir arada yaşamış ve devlet çatısı altında toplanmıştır.
-
Türklerde dinamik ve girişimci bir ruh ortaya çıkmıştır. Türkler bulundukları coğrafyadan memnun kalmayıp yeni yerler keşfetmek ve fethetmek için sürekli hareket halinde olmuştur.
-
Türklerde hoşgörü ve uyum yeteneği gelişmiştir. Türkler fethettikleri yerlerdeki halklara zulmetmemiş, onların din ve kültürlerine saygı göstermiş, onlarla iyi ilişkiler kurmuştur.
-
Türklerde kültür alışverişi ve sentezi olmuştur. Türkler farklı coğrafya ve medeniyetlerle temas ettikçe onlardan etkilenmiş, onlara da etki etmiştir. Böylece Türk kültürü zenginleşmiş ve çeşitlenmiştir.