Tezkiye, Arapça bir kelime olup “temizlemek, arıtmak, temize çıkarmak” anlamlarına gelir. Tezkiye, hem fıkıh hem de tasavvuf terimi olarak kullanılır.
Fıkıhta tezkiye, şahidin adalet vasfını taşıyıp taşımadığının hâkim tarafından soruşturulmasını ifade eder. Bir şahidin tezkiye edilmesi, onun doğru sözlü, güvenilir ve dindar olduğunu gösterir. Tezkiye edilmeyen bir şahidin şahitliği kabul edilmez. Tezkiye ile ilgili Kur’an’da şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru sözlü olanlarla beraber olun.” (et-Tevbe, 119)
Tasavvufta tezkiye, nefsi küfür, şirk, nifak, riyâ, kibir ve haset gibi kötü sıfatlardan arındırıp, ihlâs, takvâ, huşû ve huzura erdirmek demektir. Tezkiye, insanın Allah’ın rızasını kazanmak için kalbini ve ruhunu temizlemesi sürecidir. Tezkiye ile ilgili Kur’an’da şöyle buyrulur: “Andolsun ki, kendi içinizden size bir Peygamber gönderdik. O, size âyetlerimizi okuyor, sizi tezkiye ediyor (kötülüklerden arındırıyor), Kitab’ı ve hikmeti tâlim edip bilmediklerinizi öğretiyor.” (el-Bakara, 151)