İşlevselci yaklaşım, sosyal bilimlerde, özellikle sosyoloji ve sosyo-kültürel antropoloji disiplinlerinde, toplumsal kurumları ya da kurumlaşmayı, toplumun temel ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılamak için ortaya çıkan ve toplumsal düzeni sağlayan işlevsel birimler olarak açıklamaya çalışan bir paradigmadır. İşlevselci yaklaşım, toplumu kendisini oluşturan parçaların toplamından farklı bir bütün olarak algılar ve bu parçalar arasındaki uyum ve dengeyi vurgular.
İşlevselci yaklaşımın temelinde, biyolojik organizmaya benzetilen toplumun, hayatta kalabilmek için belli işlevleri yerine getirmesi gerektiği varsayımı yatar. Bu işlevler arasında üretim, tüketim, eğitim, iletişim, sosyalleşme, din, hukuk gibi alanlar sayılabilir. İşlevselci yaklaşıma göre, bu işlevleri yerine getiren toplumsal kurumlar, toplumun bütünlüğünü ve istikrarını sağlar.
İşlevselci yaklaşımın öncüsü olarak Emile Durkheim gösterilebilir. Durkheim, toplumsal olguları nedenleri ve sonuçları ile değil, işlevleri ile açıklamaya çalışmıştır. Durkheim’a göre, toplumsal kurumlar toplumun dayanışmasını sağlayan mekanizmalardır. Durkheim’ın ardından işlevselci yaklaşımı geliştiren başlıca isimler Herbert Spencer, Talcott Parsons ve Robert Merton’dur.