Birinci Bölüm
Türkiye'nin üzerine kara bir gölge düşmüş ve ülkede karanlık bir atmosfer hakim olmuştur. Felaket havası herkesin üzerinde hissedilmektedir. Bu dönemde, 2. Dünya Savaşı'na dair dedikodular dolaşmaktadır. Türkiye, çeşitli fikir ve karakterlerden oluşan bir mozaiktir.
Tahincizade Ahmet Efendi ve Servet Bey gibi bazı kişiler, bu karanlık ortamda ilgisiz ve taş kalplidir. Servet Bey, Banka İdare Meclisi'nin başkanıdır ve zengin bir yaşam sürmektedir. Kızı Sevim, oğlu Nedim ve eşi ile birlikte lüks içinde yaşamaktadırlar.
Halil Remzi Bey, Atatürk'ü tanıyan, dürüst ve inkılâp taraftarı bir politikacıdır. Ancak meclisin donuklaşmasını ve dönemdeki değişimleri anlamakta güçlük çeker. İnkılâp hareketleri henüz genç yaşındadır ve yüzeysel bir şekilde uygulanmaktadır.
Tersine, bazı kişiler inkılâp hareketlerine karşıdır. Tahincizade Hacı Emin Efendi, fes yasaklandıktan sonra evden dışarı çıkmamıştır ve bu dönemde gerici bir tutum sergilemektedir.
“Lüküs Vali” olarak bilinen Vali İhsan Turan Bey, Ankara’ya gelen mebusları şatafatlı bir şekilde karşılar, bu da mebusları rahatsız eder. Halil Ramiz ve Neşet Sabit, seçimlere şahitlik ederken, Halil Ramiz kasabasına gönderilir. Yanyalı Fazlı Bey tarafından Atikler Köyü’nün meralarının alınması konusundaki olay, bölgedeki gerilimi artırır.
İstanbul’da iki sokak çocuğu, Pertev ve Ziver, küçük suçlar işlerken yakalanır. Karakolda komiser Hamdi Bey tarafından gözaltına alınırlar. Hamdi Bey, üç kez evlenmiş ve eşlerini kaybetmiş, tek başına yaşayan bir adamdır.
Servet Bey’in kızı Sevim, plajdan dönerken taksi şoförü tarafından tecavüze uğrar.
Osman Nuri Bey, namuslu bir memurdur ve zor bir yaşam sürmektedir. Karısı Seniye Hanım, çocukları Fuat ve Semra ile birlikte büyük zorluklar çekmektedir. Osman Nuri Bey, kirli işlerden haberdar olmadığı için işten atılır ve intihar eder.
Diyarbakır’da felsefe hocası Ahmet Nazmi ile İzmir’deki Dış Ticaret Ofisi Müdürü Cahit Halit, sıkı dosttur ve mektuplaşarak inkılâp hareketleri, laiklik ve Kemalizm gibi konuları tartışırlar.
İkinci Bölüm
Halil Ramiz, Ankara’ya dönerken gazete ve meclisin durgunluğunu eleştirir. Ancak, parti toplantısında belediye seçimine karışmakla suçlanır. Halil Ramiz, kendini temize çıkaramaz ve eski arkadaşları tarafından göz ardı edilir. Neşet Sabit ise, Halil Ramiz’in suçsuz olduğunu bilmesine rağmen sessiz kalır.
İnkılâp karşıtı Hacı Emin Efendi, oğulları Nuri ve Tahir ile birlikte yaşar. Kurban Bayramı’nda Hacı Emin Efendi, evdeki kadınlara ve beslemelere huysuzluk yapar, Fatma’ya sarkıntılık eder.
Doktor Namık Ahmet, belediye seçimlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle sıkıntı içindedir ve yanında Alman hemşire Gertrude çalışmaktadır. İş yaşamında dedikodular ortaya çıkar.
Osman Bey’in oğlu Fuat, ailesinden uzaklaşır ve zor şartlar altında yaşamaya başlar. Pertev ve Ziver ile yaşadığı bir kavga, Fuat’ın toplumdaki yerini sorgulamasına neden olur.
Müteahhit Sırrı Bey, çeşitli müteahhitlik işlerine girerken, Servet Bey ve Ragıp Bey ile ilişkilidir. Sırrı Bey’in iflası, Servet Bey’in de yetersiz kalmasını sağlar.
Cahit Halit ve Ahmet Nazmi, mektuplaşmalarına devam eder. Eğitimli gençlerin hizmet alanlarında yer bulamaması gibi konulara dikkat çekerler.
Muavim Niyazi Bey, yıllardır süren memurluk hayatında karşılaştığı haksızlıklar nedeniyle bir kooperatife yatırım yapar. Kooperatifin başarısız olması, Niyazi Bey’i büyük bir zarara sokar.
Üçüncü Bölüm
Servet Bey’in ailesi yurt dışında bulunmaktadır. Emeti Nine’nin ailevi kayıpları ve köydeki mera davası, bölgedeki gerilimleri artırır. Atikler Köyü’nün davasını üstlenen Avukat Kenan Bey, davayı kaybeder ve ortadan kaybolur.
Halil Ramiz ve Doktor Namık Ahmet, iftiraya uğramış olduklarını fark ederler. Neşet Sabit’in gerçek yüzü, bu süreçte ortaya çıkar.
Hamdi Bey, dördüncü evliliğini yapar ve yeni eşinin önceki üç karısını öldürdüğünü fark eder.
Fuat Bey, Yol Gazetesi’nde çevirmen olarak çalışmaya başlar ve gazetede Türkiye’nin durumu hakkında tartışmalara girer. Bu tartışmalar sırasında peşine takılan birini fark eder ve karşısına Pertev’in çıkmasını ister.
Son olarak, Ahmet Nazmi ve Cahit Halit mektuplaşmalarına devam eder, modern Türkiye’nin entelektüel ve sosyal sorunlarına dair görüşlerini paylaşırlar.