Topal eskici, Trablus Savaşı'nda sol bacağını kaybeder. Gençliğinde kunduracılık ve demircilik öğrenmiş olan Topal, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra bir süre eskicilik yapar. İşleri iyi gidiyordu ve bu süreçte Çukurova'nın zengin bir köyüne taşınarak kunduracılık işine girmeye karar verir. Ancak İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle birlikte Amerikan makineleri ülkeye gelmeye başlar ve Topal'ın işleri bozulur. Gelen modern traktörler ve makineler, köhne demirci dükkanlarına olan ihtiyacı azaltır. Topal, köyden ayrılarak şehre gitmeye karar verir.
Kent, hızla değişiyordu; yeni apartmanlar, oteller ve asfalt yollar inşa ediliyordu. Topal, yeniden eskiciliğe başlar. Büyük oğlu işini kaybedince ve ailesiyle birlikte geçim sıkıntısı yaşamaya başlayınca, baba ve iki oğlu eskici dükkanında çalışmaya başlar. Ancak bu dükkân dokuz kişilik aileyi geçindirmekte zorlanıyordu. Babasının sürekli şikayetlerinden ve baskılarından bıkan büyük oğul, küçük kardeşiyle birlikte tohumlu pamuk toplamaya karar verir. Küçük oğul da bu karara katılır ve eskici dükkanını kendi başlarına işletme hayalleri kurmaya başlar.
Topal, işi toptancılığa çevirmeyi düşünür ve oğullarıyla birlikte pamuk toplamaya gitmenin gerekli sermayeyi sağlayabileceğini düşünür. Bir sabah, boyaları dökük bir kamyon gelir ve dokuz kişilik aile pamuk toplamak için yola çıkar. Sıcak hava, sivrisinekler ve kötü çalışma koşulları aileyi birbirine düşürür. Topal, karısı ve kızıyla birlikte şehre geri dönerken, iki oğul pamuk toplamaya devam eder. Ancak deneyimsizlikleri nedeniyle yeterince pamuk toplayamazlar ve aldıkları avansı bile karşılayamazlar.
Geri döndüklerinde, küçük oğul da dahil olmak üzere herkes bitkin ve hastadır. Topal, ailesine yardım etmek için elinden geleni yapar ve eskici dükkanını devrederek borçlarını öder. Ancak sonunda ellerinde hiçbir şey kalmamıştır. Dokuz kişilik aileyi geçindiremeyen eskici dükkanı da ellerinden gitmiş ve hepsi zorlu bir durumla karşı karşıya kalmışlardır.