Köylüler, her yıl olduğu gibi bu yıl da Adil Efendi’den borç alırlar. Ancak Muhtar ve Koca Halil yüzünden istedikleri gibi hasat yapamazlar. Adil Efendi, köyün durumunu öğrenince köylülere korku salar ve endişeleri artar. Koca Halil, köyden uzaklaşır ve kendini suçlu hisseder. Oğluna ölüm haberini vermesi için talimat verir ve bir mevlit okutmak üzere ambara kapanır. Gelini ve oğlunu ikna etmeye çalışır, köylüleri toplar ve Koca Halil’in karşısına getirir. Köylüler sakindir ve dua ederler. Ancak Koca Halil, köylülerin kendisini öldüreceğinden korkar ve köyü terk eder.
Muhtar, köylülerle bir toplantı yapar ve Adil Efendi’nin borçları toplamak için köye geleceği zamanı planlar. Köylüler, Adil Efendi geldiğinde hiçbir şeyleri olmadığını söylemek üzere hazırlık yaparlar ve ellerindeki her şeyi saklarlar. Fakat Adil Efendi gelmez ve köylüler yavaş yavaş sinirlenmeye başlar. Köyün durumu diğer köylerde konuşulmaya başlar ve köylüler rezil olur. Muhtar, yeni bir plan yapar ve köylüler Adil Efendi’ye ellerindeki her şeyi vermek için toplandığında Adil Efendi yine gelmez. Muhtar’ın yanında olan Taşbaş, Muhtar’ı kıskanır ve köylülerin Muhtar’a saygı göstermesinden rahatsız olur. Taşbaş köylülere düşman olur, onları azarlar ve köyde korkulan biri haline gelir.
Adil Efendi, köye gelmeden borçları affettiğini ve tekrar borç verebileceğini belirtir ama köye gelmeyeceğini söyler. Muhtar, köylülerin Taşbaş hakkında konuştuğunu ve bu durumun Taşbaş’ı rahatsız ettiğini düşünerek Taşbaş’ı ortadan kaldırmak ister. Ancak başarısız olur. Köylüler, Taşbaş’ı bir ermiş olarak görmeye başlar. Adil Efendi, bu durumu kabul edemez ve durumu jandarmaya şikayet eder. Jandarma, hasta kılığına girerek gelir ve Taşbaş’ın üfürükçülük yaptığını görür. Taşbaş, yolda fırtına çıktığında bir mağaraya sığınır. Gece herkes uyurken Taşbaş kaçar ve bir daha izine rastlanamaz.