Victor Hugo’nun 1862 yılında yayınlanan başyapıtı “Sefiller”, Fransız halkının sefaleti ve bu sefaletin yol açtığı siyasi çalkantıları ustalıkla işler. Roman, kesişen hayatların birbirlerini nasıl etkilediğini ve yanlış kararların insan hayatını nasıl değiştirdiğini anlatır. İşte özetle “Sefiller”:
-
Jean Valjean: Ekmek çaldığı için beş yıl hüküm yiyen birinin sürekli kaçması sonucunda cezası on dokuz yıla çevrilir. Özgürlüğü için kaçarak yaşamayı tercih eden güçlü ve dürüst birisidir.
-
Javert: Polis memurudur ve adaleti her şeyin üstünde tutar. Jean Valjean’in ezeli takipçisidir.
-
Fantine: Sevdiği adamdan gayri meşru bebek dünyaya getirir. Kızı için her türlü fedakârlığı yapar.
-
Cosette: Fantine’in kızıdır. Sekiz yıl boyunca sefalet içinde yaşar, ancak Jean Valjean’in yanında mutluluğu tadar.
-
Marius: Cosette’nin aşık olduğu Cumhuriyetçi avukattır.
Jean Valjean’ın hikayesi, toplumsal adaleti ve dayanışmayı vurgularken, romanın etkileyici atmosferi ve karakterleri, edebiyatın klasikleri arasında yer alır.
Özet
Jan Valjean, yalnızca bir somun ekmek çaldığı için hapis cezasına çarptırılır. Ancak birkaç kaçış girişimi nedeniyle cezası on dokuz yıla çıkarılmıştır. 1815 yılında serbest bırakıldığında, hapishanede geçirdiği yılların etkisiyle topluma karşı öfke ve kin besleyen bir insan haline gelmiştir. “D” kasabasına gidip sefalet içinde yaşamaya başlar. Kasabanın piskoposu ona büyük bir iyilik gösterir ve bu iyilik Jan Valjean’ın ruhunu yeniden aydınlatır.
Yıllar sonra, kendisine yapılan bu iyi davranışa karşı minnettarlık duyan Jan Valjean, bu iyi davranışa rağmen piskoposun gümüş yemek takımlarını çalar. Polis, Jan Valjean’ı yakalar ve piskoposun karşısına çıkarır. Ancak piskopos, yemek takımlarını hediye ettiğini belirterek, Jan Valjean’ı affeder ve "Şamdanları unutmuşsun" diyerek onu kurtarır.
Valjean, piskoposa olan borcunu ödemek ve hayatını düzeltmek için karar alır. Fransa'nın kuzeyinde mücevher üretimi yaparak geçimini sağlar, geçmişini gizler ve kısa sürede zenginleşir. Kasabada herkesin sevgisini kazanan Valjean, belediye başkanı olur.
Ancak, Jan Valjean’ın geçmişi hakkında şüpheler ortaya çıkar. Polis müfettişi Javert, bir hırsızlık olayını araştırırken bu olayın “D” kasabasındaki hırsızlıkla bağlantılı olduğunu keşfeder. Yanlış kişiyi tutuklarlar. Javert, hatasını anlayıp istifa etmek ister, ama bu talep reddedilir. Valjean, masum bir kişinin hapse girmesine göz yummayacağı için, hapishaneye girer fakat bir gece içinde kaçmayı başarır.
Jan Valjean, özveriyle çalışarak biriktirdiği parayı teslim olmadan önce yanında götürür. Fantina adlı eski bir fahişenin ölümünden sonra, Fantina’nın kızı Cosette’i bulur. Cosette’i yanına alır ve bir manastıra sığınırlar. Valjean, manastırda bahçıvanlık yaparken Cosette’i rahibe okuluna gönderir. Javert’ten kaçmayı başararak güvenli bir yaşam sürmeye devam eder.
Zamanla Cosette genç bir kadına dönüşür ve öğrenci Marius’a aşık olur. Marius, Napolyon ordusunda subay olan babasının oğludur ve zengin dedesi tarafından yetiştirilmiştir. O da Valjean gibi sosyalistlerin yanındadır ve 1832’deki başarısız Paris ayaklanmasına katılır.
Cosette ve Marius, Paris’teki Luxemburg Gardens’da tanışır ve Valjean, gizli kalmasına rağmen, gizlice mektuplaşmalarına izin verir. Paris’teki isyan sırasında, Marius ve arkadaşları isyana katılır. Valjean da onlarla birlikte mücadele eder. Ayaklanma sırasında Javert ile Valjean tekrar karşılaşır. Valjean, hem Javert’i hem de Marius’u ölümden kurtarır. Javert, Valjean’ı tutuklamaz ve Valjean da Javert’i öldürmeye kalkmaz. Ancak Javert, Valjean’ın davranışlarından etkilenir ve adaletin sınırlarını sorgular. Sonunda, yanlış yaptığına inanarak kendini öldürür.
Ayaklanmanın ardından, Marius ağır şekilde yaralanır ve Valjean, onu yer altı kanalizasyonlarıyla kurtarır. Marius’u büyükbabasının evine götürür ama Marius, onu kurtaran kişiyi tanımaz.
Valjean, Cosette’in Marius’u sevdiğini ve onunla evlenmek istediğini öğrenince aralarına girmemeye karar verir. Cosette’in eski bir mahkumun kızı olarak tanınmaması için ona büyük bir miktar para verir ve bir barones olarak yalnız yaşamasına izin verir.
Marius, Valjean’a olan borcunu öğrendiğinde, Valjean’ın ölüm döşeğinde olduğu sırada Cosette ile onu ziyaret ederler. Bu ziyaret duygusal anlarla doludur. Valjean, ölüm anında bile Cosette ve Marius’un mutluluğu için dua eder ve yıllar önce piskoposun kendisine verdiği gümüş şamdanları Cosette’e verir.
Sonunda, Cosette ve Marius evlenir. Valjean yaşlanıp yatağa düştükten sonra kısa süre içinde hayatını kaybeder.