XVII ve XVIII. yüzyıllarda Avrupa’da düşünce alanında önemli değişimler yaşandı. Bu değişimlerin temelinde Rönesans ve Reform hareketleri ile başlayan akıl, deney ve gözlem yöntemine dayalı modern düşünce vardı. Bu dönemde ortaya çıkan iki önemli düşünce akımı Akıl Çağı ve Aydınlanma Çağı idi.
Akıl Çağı, XVII. yüzyılda modern felsefenin kurucuları sayılan Descartes, Spinoza, Leibniz gibi düşünürlerin etkisiyle gelişti. Bu düşünürler, skolastik felsefeden koparak akıl, deney ve gözlemi bilginin kaynağı olarak kabul ettiler. Descartes, şüpheci bir yöntemle akıl yoluyla varlığını ispat edebileceği tek şeyin “düşünen ben” olduğunu söyledi. Spinoza, Tanrı ile doğanın aynı olduğunu savunarak panteist bir görüş ortaya koydu. Leibniz ise evrendeki her şeyin madde ve ruh olarak ikiye ayrıldığını ve bunların sonsuz sayıda monadlardan oluştuğunu ileri sürdü.
Aydınlanma Çağı ise XVIII. yüzyılda Fransa merkezli olarak gelişen bir düşünce akımıydı. Aydınlanmacı düşünürler, insanın kendi aklını kullanmaya başlaması gerektiğini savundular. Aydınlanmacılar, doğa, insan, akıl, din, Tanrı, bilim gibi kavramları akıl, deney ve gözlem yoluyla yeniden tanımlama yoluna gittiler. Aydınlanmacılar arasında Voltaire, Montesquieu, Rousseau, Diderot gibi önemli isimler vardı. Voltaire, dinî dogmalara karşı çıkarak akla dayalı bir din anlayışını savundu. Montesquieu ise siyasi iktidarın üçe ayrılması gerektiğini söyleyerek yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrılığı ilkesini ortaya koydu. Rousseau da halkın iktidarını, her alanda eşitliğini ve mutlak demokrasiyi savunan bir düşünürdü. Diderot ise ünlü Ansiklopedi’nin editörlüğünü yaparak bilimsel ve felsefi bilgileri yaygınlaştırmaya çalıştı.
XVII ve XVIII. yüzyıllarda Avrupa’da düşünce alanındaki gelişmeler bilim, sanat, siyaset ve toplum alanlarında da etkili oldu. Bilim alanında fizik, kimya, astronomi ve tıp gibi birçok alanda buluşlar gerçekleştirildi. Sanat alanında klasik tarzda eserler verildi. Siyaset alanında mutlak monarşiye karşı meşruti monarşi ve demokrasi anlayışları geliştirildi. Toplum alanında ise kilisenin etkisi azaldı ve laiklik anlayışı güçlendi.
XVII ve XVIII. yüzyıllarda Avrupa’da düşünce alanındaki gelişmelerin bazı önemli özellikleri şunlardır:
-
Bu gelişmelerin temelinde Rönesans ve Reform hareketleri ile başlayan akıl, deney ve gözlem yöntemine dayalı modern düşünce vardı.
-
Bu dönemde ortaya çıkan iki önemli düşünce akımı Akıl Çağı ve Aydınlanma Çağı idi.
-
Akıl Çağı, XVII. yüzyılda modern felsefenin kurucuları sayılan Descartes, Spinoza, Leibniz gibi düşünürlerin etkisiyle gelişti. Bu düşünürler, skolastik felsefeden koparak akıl, deney ve gözlemi bilginin kaynağı olarak kabul ettiler.
-
Aydınlanma Çağı ise XVIII. yüzyılda Fransa merkezli olarak gelişen bir düşünce akımıydı. Aydınlanmacı düşünürler, insanın kendi aklını kullanmaya başlaması gerektiğini savundular. Aydınlanmacılar, doğa, insan, akıl, din, Tanrı, bilim gibi kavramları akıl, deney ve gözlem yoluyla yeniden tanımlama yoluna gittiler.
-
Aydınlanmacılar arasında Voltaire, Montesquieu, Rousseau, Diderot gibi önemli isimler vardı. Voltaire, dinî dogmalara karşı çıkarak akla dayalı bir din anlayışını savundu. Montesquieu ise siyasi iktidarın üçe ayrılması gerektiğini söyleyerek yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrılığı ilkesini ortaya koydu. Rousseau da halkın iktidarını, her alanda eşitliğini ve mutlak demokrasiyi savunan bir düşünürdü. Diderot ise ünlü Ansiklopedi’nin editörlüğünü yaparak bilimsel ve felsefi bilgileri yaygınlaştırmaya çalıştı.
-
XVII ve XVIII. yüzyıllarda Avrupa’da düşünce alanındaki gelişmeler bilim, sanat, siyaset ve toplum alanlarında da etkili oldu. Bilim alanında fizik, kimya, astronomi ve tıp gibi birçok alanda buluşlar gerçekleştirildi. Sanat alanında klasik tarzda eserler verildi. Siyaset alanında mutlak monarşiye karşı meşruti monarşi ve demokrasi anlayışları geliştirildi. Toplum alanında ise kilisenin etkisi azaldı ve laiklik anlayışı güçlendi.