Bu sorunun cevabı şöyledir:
-
Chargaff’ın verileri, DNA’daki çeşitli azotlu bazların miktarları arasındaki ilişkileri ifade eden empirik kurallardır. Chargaff’ın bulduğu ilişkilerden biri, DNA’da adenin (A) miktarının timin (T) miktarına eşit olduğu ve guanin (G) miktarının sitozin © miktarına eşit olduğudur. Yani A = T, C = G. Bu kurala göre, DNA’daki timin nükleotitlerinin sayısı adenin nükleotitlerinin sayısına eşittir ve guanin nükleotitlerinin sayısı sitozin nükleotitlerinin sayısına eşittir. Bu ilişki, DNA’nın çift sarmal yapısının kanıtı olarak kabul edilmiştir
-
Eğer Chargaff’ın verileri aşağıdaki şekilde verildiği gibi olsaydı, yani A = G, T = C olsaydı, Watson ve Crick bunun DNA’nın yapısıyla ilgili bir ipucu olduğunu düşünebilirlerdi. Ancak, bu durumda DNA’nın çift sarmal olduğunu anlamaları daha zor olabilirdi. Çünkü A ve G arasında iki hidrojen bağı, T ve C arasında ise üç hidrojen bağı vardır. Bu nedenle, A ve G’nin birbirine, T ve C’nin de birbirine eşit olması durumunda DNA’nın sarmal yapısının simetrik olması beklenmezdi. Ayrıca, A ve G arasındaki mesafe T ve C arasındakinden daha büyük olduğu için DNA’nın genişliği de değişken olurdu. Bu da DNA’nın stabilitesini etkileyebilirdi
-
Chargaff’ın bu verileri Franklin’in verilerine ters düşer miydi? Franklin’in verileri, DNA’nın X ışını kırınım görüntüleriydi. Bu görüntüler, DNA’nın sarmal bir yapıya sahip olduğunu gösteriyordu. Ayrıca, DNA’nın genişliği ve sarmal dönüşünün uzunluğu gibi bazı ölçümler de elde edilmişti. Eğer Chargaff’ın verileri A = G, T = C şeklinde olsaydı, Franklin’in görüntülerinde de bazı farklılıklar olabilirdi. Örneğin, sarmal deseni daha belirsiz veya asimetrik olabilirdi. Ayrıca, DNA’nın genişliği ve sarmal dönüşünün uzunluğu da farklı değerler verebilirdi. Bu durumda Franklin’in verileri Watson ve Crick’in modelini desteklemek yerine zorlaştırabilirdi.