8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MEB Yayınları Sayfa 180 Ders Kitabı Cevapları
7.3.1. Yeni Bir Savaşın Ayak Sesleri
1. Atatürk dünyadaki durumu neden “ateşkes dönemi” olarak tanımlamıştır?
Cevap:
Atatürk’ün bu tanımlamasının arkasında yatan nedenler şöyle açıklanabilir:
-
Atatürk, I. Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’nı, bir barış anlaşması değil, bir teslimiyet anlaşması olarak görmüştür. Bu anlaşma, Osmanlı topraklarının büyük bir bölümünün işgal edilmesine, ordunun dağıtılmasına, devletin egemenliğinin kısıtlanmasına yol açmıştır. Atatürk, bu anlaşmayı kabul etmeyerek, Türk milletinin bağımsızlığını savunmak için Millî Mücadele’yi başlatmıştır.
-
Atatürk, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın ardından dünyada da yeni bir siyasi durumun ortaya çıktığını görmüştür. I. Dünya Savaşı’nın galibi olan İngiltere ve Fransa’nın yanında, yeni güçler olarak ABD ve Sovyetler Birliği de belirmiştir. Bu güçler arasında yeni çatışmaların ve paylaşım savaşlarının çıkabileceğini öngörmüştür. Bu nedenle, Atatürk, dünyadaki durumu “ateşkes dönemi” olarak tanımlamıştır. Yani, savaşın bitmediği, sadece ara verildiği bir dönem.
2. I. ve II. Dünya Savaşları arasında nasıl bir ilişki vardır?
Cevap:
I. Dünya Savaşı, 1914-1918 yılları arasında Avrupa merkezli olarak gerçekleşen ve dünyanın birçok bölgesini etkileyen büyük bir küresel çatışmadır. Bu savaş, milyonlarca insanın ölümüne, yaralanmasına ve göç etmesine neden olmuştur. Ayrıca, savaşın sonunda imzalanan Versay Antlaşması, Almanya’ya ağır şartlar getirmiş, Osmanlı, Avusturya-Macaristan ve Alman İmparatorluklarını parçalamış, yeni devletlerin kurulmasına ve sınırların yeniden çizilmesine yol açmıştır.
I. Dünya Savaşı’nın sonuçları, iki savaş arası dönemde dünyada yeni bir siyasi durumun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu dönemde, I. Dünya Savaşı’ndan galip çıkan İngiltere ve Fransa gibi Avrupa imparatorlukları, emperyal güçlerini korumak için mücadele etmişlerdir. Ancak bu süreçte, yeni güçler olarak ABD ve Sovyetler Birliği de belirmişlerdir. ABD, ekonomik gücünü arttırmış, Sovyetler Birliği ise komünist ideolojisini yaymaya çalışmıştır. Bu güçler arasında yeni çatışmaların ve paylaşım savaşlarının çıkabileceği görülmüştür.
İki savaş arası dönemde, I. Dünya Savaşı’ndan umduğunu bulamayan Almanya ve İtalya gibi devletlerde ise faşizm yükselişe geçmiştir. Faşist liderler olan Benito Mussolini ve Adolf Hitler, milliyetçilik, ırkçılık ve militarizm gibi akımları kullanarak iktidara gelmişler ve Büyük İtalya ve Büyük Almanya hayalleri peşinde koşmuşlardır. Bu süreçte, 1929’da yaşanan Büyük Buhran, dünyanın birçok büyük ekonomisini etkilemiş ve faşist rejimlere destek vermiştir.
Faşist rejimlerin saldırgan politikaları, iki savaş arası dönemin sonunda II. Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olmuştur. II. Dünya Savaşı, 1939-1945 yılları arasında gerçekleşen ve dünyanın hemen hemen her bölgesini etkileyen daha büyük bir küresel çatışmadır. Bu savaş, I. Dünya Savaşı’ndan daha fazla insanın ölümüne, yaralanmasına ve göç etmesine neden olmuştur. Ayrıca, bu savaş sonucunda Avrupa imparatorlukları çökmüş, ABD ve Sovyetler Birliği süper güç haline gelmiştir. Bu savaştan sonra dünyada Soğuk Savaş olarak bilinen yeni bir dönem başlamıştır.
3. Adolf Hitler’in Almanya’da kısa sürede güçlenmesini nasıl açıklayabiliriz?
Cevap:
Adolf Hitler’in Almanya’da kısa sürede güçlenmesini şu şekilde açıklayabiliriz:
-
Hitler, 1921’de Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin (NSDAP) başkanı oldu ve partiyi popülist, milliyetçi, ırkçı ve antisemitik bir ideolojiye dayandırdı. Parti, Almanya’nın I. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşadığı ekonomik ve siyasi krizlerden faydalanarak halkın desteğini kazanmaya çalıştı. Hitler, karizmatik konuşmaları ve propaganda faaliyetleriyle partinin tanınırlığını artırdı
-
Hitler, 1923’te bir darbe girişiminde bulundu ancak başarısız oldu ve hapse atıldı. Bu süreçte yazdığı Mein Kampf (Kavgam) adlı kitabında nasyonal sosyalist dünya görüşünü ve gelecek planlarını anlattı. Kitap, Hitler’in popülerliğini artıran bir manifestoya dönüştü
-
Hitler, 1925’te hapisten çıktıktan sonra partiyi yeniden örgütledi ve 1930’larda Almanya’da en büyük siyasi güç haline getirdi. Parti, Weimar Cumhuriyeti’nin demokratik kurumlarını zayıflatmak için yasal yollarla çalıştı. Hitler, 1932’de Alman vatandaşlığına geçti ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine katıldı ancak Paul von Hindenburg’a kaybetti
-
Hitler, 1933’te Hindenburg tarafından şansölye olarak atandı ve bu sayede iktidara geldi. Hitler, Reichstag yangını bahanesiyle olağanüstü hal ilan etti ve muhalifleri bastırarak tek parti rejimini kurdu. Aynı yıl çıkardığı Yetki Kanunu ile parlamentonun yetkilerini devraldı ve diktatörlüğünü ilan etti
-
Hitler, 1934’te Hindenburg’un ölümünden sonra cumhurbaşkanlığı makamını da üstlendi ve Führer (Lider) unvanını aldı. Böylece devletin ve hükümetin başkanlıklarını birleştirdi. Hitler, ordunun da kendisine sadakat yemini etmesini sağladı ve muhtemel rakiplerini tasfiye etti
-
Hitler, 1930’larda Almanya’yı ekonomik ve askeri olarak güçlendirmek için çalıştı. Versay Antlaşması’nın kısıtlamalarını ihlal ederek silahlanma programını başlattı ve ordusunu genişletti. Ayrıca işsizliği azaltmak, altyapıyı geliştirmek ve sanayiyi canlandırmak için kamu harcamalarını artırdı
-
Hitler, 1930’larda aynı zamanda Almanya’nın topraklarını genişletmek için saldırgan bir dış politika izledi. Avusturya’yı ilhak etti (Anschluss), Çekoslovakya’nın Südet bölgesini aldı (Münih Anlaşması), Polonya’ya saldırarak II. Dünya Savaşı’nı başlattı (Polonya Seferi) ve Fransa’yı işgal etti (Batı Cephesi). Böylece Büyük Alman İmparatorluğu’nu kurmayı amaçladı
Bu faktörler, Adolf Hitler’in Almanya’da kısa sürede güçlenmesine neden olan temel sebeplerdir.
4. Milletler Cemiyetinin tutumunun, II. Dünya Savaşı’nın çıkmasındaki etkisi ne olmuştur?
Cevap:
Milletler Cemiyeti’nin tutumunun, II. Dünya Savaşı’nın çıkmasındaki etkisi, genel olarak olumsuz ve yetersiz olarak değerlendirilebilir. Milletler Cemiyeti, I. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya barışını korumak için kurulmuş bir uluslararası örgüttü. Ancak, cemiyetin karar alma mekanizması, üye sayısı, yaptırım gücü ve siyasi iradesi gibi birçok sorunu vardı. Bu sorunlar, cemiyetin Mihver devletlerinin saldırgan politikalarına karşı etkili bir şekilde müdahale edememesine ve savaşı önleyememesine neden oldu
Milletler Cemiyeti’nin tutumunun, II. Dünya Savaşı’nın çıkmasındaki etkisi şu şekilde özetlenebilir:
-
Milletler Cemiyeti, Versay Antlaşması ile kurulduğu için, bu antlaşmanın adaletsizliğinden ve aşırılığından kaynaklanan sorunları da miras aldı. Versay Antlaşması, Almanya’ya ağır savaş tazminatları, toprak kayıpları ve silahsızlanma gibi koşullar getirdi. Bu koşullar, Almanya’da milliyetçi ve revizyonist bir akımın yükselmesine ve Hitler’in iktidara gelmesine zemin hazırladı. Hitler, Versay Antlaşması’nı tanımadığını ilan ederek Almanya’yı Milletler Cemiyeti’nden çekti ve yeniden silahlanmaya başladı. Milletler Cemiyeti, bu duruma karşı caydırıcı bir tepki gösteremedi
-
Milletler Cemiyeti, Japonya’nın 1931’de Mançurya’yı işgal etmesi ve 1937’de Çin’e saldırması karşısında da yetersiz kaldı. Japonya, Milletler Cemiyeti’nin kendisini kınayan raporunu reddederek cemiyetten ayrıldı. Milletler Cemiyeti, Japonya’ya karşı herhangi bir yaptırım uygulamadı veya askeri müdahalede bulunmadı. Bu durum, Japonya’nın Asya’da yayılmacı politikasını sürdürmesine olanak sağladı
-
Milletler Cemiyeti, İtalya’nın 1935’te Habeşistan’ı işgal etmesi olayında da başarısız oldu. İtalya, Afrika’da sömürgecilik faaliyetlerini genişletmek istiyordu. Milletler Cemiyeti, İtalya’ya karşı ekonomik yaptırımlar uyguladı ancak bunlar etkisiz kaldı. Ayrıca İtalya’ya petrol ambargosu uygulamaktan da kaçındı. Bu durum, İtalya’nın Habeşistan’ı kolayca ele geçirmesine ve Almanya ile yakınlaşmasına yol açtı
-
Milletler Cemiyeti, Almanya’nın 1936’da Ren Bölgesi’ni yeniden askerileştirmesi ve 1938’de Avusturya’yı ilhak etmesi (Anschluss) gibi eylemlerine de engel olamadı. Bu eylemler, Versay Antlaşması’nın ihlali anlamına geliyordu ancak Milletler Cemiyeti bunları görmezden geldi veya protesto etti. Aynı şekilde Almanya’nın Çekoslovakya’nın Südet bölgesini alması (Münih Anlaşması) ve ardından tüm Çekoslovakya’yı işgal etmesi de Milletler Cemiyeti tarafından önlenemedi. Bu durum, Almanya’nın Avrupa’da güçlenmesine ve Polonya’ya saldırarak II. Dünya Savaşı’nı başlatmasına neden oldu
Bu örnekler, Milletler Cemiyeti’nin tutumunun, II. Dünya Savaşı’nın çıkmasındaki etkisinin ne olduğunu göstermektedir. Milletler Cemiyeti, Mihver devletlerinin saldırganlığına karşı barışçıl yollarla çözüm bulmaya çalıştı ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı. Milletler Cemiyeti, savaşı önlemek için gerekli siyasi iradeyi, yaptırım gücünü ve askeri desteği sağlayamadı. Bu nedenle Milletler Cemiyeti, II. Dünya Savaşı’nın çıkmasında önleyici bir rol oynamak yerine, pasif ve etkisiz bir rol oynamıştır
8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MEB Yayınları Sayfa 181 Ders Kitabı Cevapları
7.3.2. Savaşa Girmeyen Galip Devlet: Türkiye
Aşağıdaki metinde II. Dünya Savaşı’na giden süreçle ilgili Atatürk’ün görüşleri verilmiştir. Metinden hareketle soruları cevaplayınız.
1. Metinden, Atatürk’ün hangi kişilik özelliklerini çıkarabiliriz?
Cevap: Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü, liderlik vasfını ve barışçıl özelliklerini çıkartabiliriz.
2. Atatürk, yeni bir dünya savaşı karşısında Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilecek hangi duruma dikkat çekmiştir?
Cevap:
Atatürk’ün yeni bir dünya savaşı karşısında Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilecek durum şu şekilde açıklanabilir:
-
Atatürk, I. Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’nı, bir barış anlaşması değil, bir teslimiyet anlaşması olarak görmüştür. Bu anlaşma, Osmanlı topraklarının büyük bir bölümünün işgal edilmesine, ordunun dağıtılmasına, devletin egemenliğinin kısıtlanmasına yol açmıştır. Atatürk, bu anlaşmayı kabul etmeyerek, Türk milletinin bağımsızlığını savunmak için Millî Mücadele’yi başlatmıştır.
-
Atatürk, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın ardından dünyada da yeni bir siyasi durumun ortaya çıktığını görmüştür. I. Dünya Savaşı’nın galibi olan İngiltere ve Fransa’nın yanında, yeni güçler olarak ABD ve Sovyetler Birliği de belirmiştir. Bu güçler arasında yeni çatışmaların ve paylaşım savaşlarının çıkabileceğini öngörmüştür. Bu nedenle, Atatürk, dünyadaki durumu “ateşkes dönemi” olarak tanımlamıştır. Yani, savaşın bitmediği, sadece ara verildiği bir dönem.
-
Atatürk, II. Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olacak olan faşist rejimlerin saldırgan politikalarını da yakından takip etmiştir. Almanya ve İtalya gibi devletlerde yükselen faşizm akımı, milliyetçilik, ırkçılık ve militarizm gibi ideolojileri kullanarak yayılmacı emeller peşinde koşmuştur. Bu süreçte, 1929’da yaşanan Büyük Buhran, dünyanın birçok büyük ekonomisini etkilemiş ve faşist rejimlere destek vermiştir.
-
Atatürk, Türkiye’nin bu tehlikeli gelişmelerden etkilenmemesi için hem doğusunda hem batısında güvenlik ve işbirliğini sağlamaya yönelik önemli adımlar atmıştır. Batıda, çağdaş değerler üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olabilmesi yolunda aynı ilkeleri paylaşan ülkelerle dostluk ilişkileri güçlendirmiştir. Doğuda ise, İran ile yakın ilişkiler kurarak bölgesel istikrarı sağlamaya çalışmıştır . II. Dünya Savaşı’nda izlediği tarafsızlık politikasının zeminini hazırlamıştır.
3. Atatürk’ün görevini yapmadığını söylediği teşkilat hangisidir? Bu teşkilat ne zaman ve hangi amaçla kurulmuştu?
Cevap: Atatürk Milletler Cemiyeti’nin görevini yapmadığını ifade etmiştir. Bu teşkilat I. Dünya Savaşı’ndan sonra devletler arası barışı sağlamak ve yeni bir savaşın çıkmasını önlemek adına kurulmuştur.
4. Atatürk, çıkması muhtemel bir savaşta Türkiye’nin nasıl hareket etmesini istemiştir?
Cevap: Atatürk çıkabilecek bir savaşta tarafsız kalıp hiç bir devletle ters düşmeden sakince bu savaştan çıkabilmesini tavsiye etmiştir.
8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MEB Yayınları Sayfa 182 Ders Kitabı Cevapları
Sınıf içinde dörder kişilik gruplar oluşturunuz. Grup içinde oylama yaparak bir cumhurbaşkanı seçiniz. Cumhurbaşkanı öncülüğünde hazine ve maliye, millî savunma ve dışişleri bakanlarını belirleyiniz. Böylece kritik dönemde ülkeyi yönetecek hükûmetinizi kurunuz. Hükûmet olarak aşağıda izah edilen durumu inceleyiniz ve ifade edilen sorunlara çözüm önerileri üretip sınıfta paylaşınız.
8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MEB Yayınları Sayfa 183 Ders Kitabı Cevapları
Aşağıda, Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’nda yürüttüğü dış politikasına ilişkin metinler verilmiştir. Metinlerden hareketle soruları cevaplayınız.
Cevap:
1. Türkiye’nin millî çıkarlarına göre hareket ettiğine dair kanıtlar nelerdir?
Cevap: Türkiye her iki savaş grubuyla da eşit miktarda diplomatik ilişkiler kurup seviyeli yaklaşmıştır. Yoğun baskılara rağmen kendisini savaştan uzun bir süre uzak tutmuştur. Yine Türkiye kendi çıkarlarını gözeterek ve çok büyük bir silah yardımı yapılması karşılığında kağıt üzerinde savaşa girmeyi kabul etmiştir. Böylece çeşitli uluslararası kuruluşlara kurucu üye olarak katılma hakkı kazanmıştır.
2. Türkiye’nin bağımsız bir devlet olarak egemenlik haklarını koruduğuna dair kanıtlar nelerdir?
Cevap: Türkiye, Balkanlardaki hava sahasını Müttefik Devletlerin talebi üzerine açmaması ve tarafsızlığını koruması egemenlik haklarını koruduğunu göstermektedir.
3. Türkiye’nin barıştan yana olduğuna dair kanıtlar nelerdir?
Cevap: Türkiye savaşın sonlanması için uluslararası alanda atılan adımlarda her zaman katılım göstermiş ve barışı sağlayacak kuruluşlara kurucu üye olarak katılım göstermiştir.
4. Türkiye’nin akılcı ve gerçekçi davrandığına dair kanıtlar nelerdir?
Cevap: Türkiye kendi milli hedeflerini koruyarak savaşa girmemiş, taraf devletlerle eşit seviyede yakınlaşmıştır. Yoğun baskılar olmasına rağmen yine kendi çıkarlarını düşünerek savaşa kağıt üzerinde girmiştir.
8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MEB Yayınları Sayfa 184 Ders Kitabı Cevapları
Aşağıdaki fotoğrafta Japonya’nın Hiroşima kentine atılan atom bombasının oluşturduğu yıkım görülmektedir. Fotoğraftan hareketle soruları cevaplayınız.
1. Yukarıdaki fotoğraf sizde hangi duyguları uyandırıyor?
Cevap: Yukarıdaki fotoğraf bende hüzün duygularını uyandırıyor. Savaşın yıkıcı ve mahvedici bir olay olduğunu hatırlatıyor.
2. Dünyanın bir daha böyle bir felaketle karşılaşmaması için ne gibi tedbirler alınabilir?
Cevap: Uluslararası alanda barışı sağlayan Birleşmiş Milletler’in günümzüde tamamen tarafsız bir tutum sergileyip dünya barışını sağlamaları gerekmektedir.