Milletler Cemiyeti, I. Dünya Savaşı’nın ardından uluslararası barış ve güvenliği sağlamak amacıyla kurulan bir örgüttü. Ancak, bu örgüt savaşı kazanan devletlerin çıkarlarını korumak için faaliyet gösterdiği için, savaştan yenik çıkan devletleri ve Türkiye’yi başlangıçta üye olarak kabul etmedi.
Türkiye’nin Milletler Cemiyetine davet edilmesinde etkili olan faktörler şunlardır:
-
Türkiye, Kurtuluş Savaşı’nda zafer kazanarak, Lozan Barış Antlaşması ile bağımsızlığını ve egemenliğini tüm dünyaya kabul ettirdi. Bu, Türkiye’nin uluslararası alanda saygın bir konuma gelmesini sağladı.
-
Türkiye, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte, demokratik, laik ve modern bir devlet yapısına geçti. Bu da, Türkiye’nin çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma hedefini gösterdi.
-
Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin amaçlarına uygun bir şekilde, barışçıl ve işbirlikçi bir dış politika izledi. Türkiye, Balkan Antantı ve Sadabat Paktı gibi bölgesel işbirliği örgütlerine katıldı ve komşu ülkelerle iyi ilişkiler geliştirdi.
-
Türkiye, 1930’lu yıllarda uluslararası politikada yaşanan değişimlere uyum sağladı. Türkiye, Almanya ve İtalya gibi revizyonist devletlere karşı antirevizyonist devletlerin yanında yer aldı ve statükoyu korumak için çalıştı.
Bu faktörlerin etkisiyle, Türkiye 18 Temmuz 1932’de Milletler Cemiyetine üye olarak davet edildi. Bu, Türkiye’nin uluslararası toplumda hak ettiği yeri aldığının bir göstergesiydi.