108 kez görüntülendi
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kategorisinde tarafından
<span itemprop="name">Musul’da halk oylaması yapılmasını öneren Türk heyetinin dayanağı nedir?</span>

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından
tarafından seçilmiş
 
En İyi Cevap

Musul meselesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmesi ve Mondros Ateşkes Anlaşması’yla topraklarının işgale açılması sonucunda ortaya çıkmıştır. Musul vilayeti, Osmanlı’nın en zengin ve stratejik bölgelerinden biriydi. Petrol kaynakları, tarım arazileri, ticaret yolları ve etnik çeşitliliği ile önemli bir konuma sahipti. Bu nedenle, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi emperyalist devletler, Musul’u ele geçirmek için birbiriyle rekabet etmişlerdir.

İngiltere, 1918 yılında Musul’u işgal etmiş ve 1920 yılında imzalanan Sevr Antlaşması ile bölgeyi resmen kendisine bağlamıştır. Ancak Türk Kurtuluş Savaşı ile Sevr Antlaşması geçersiz kalmış ve yeni bir barış anlaşması yapılması gereği ortaya çıkmıştır. Bu amaçla 1922 yılında Lozan’da başlayan barış görüşmelerinde Musul meselesi en önemli konulardan biri olmuştur.

Türkiye, Lozan Barış Konferansı’nda Musul’un Türk toprağı olduğunu savunmuştur. Türk heyetinin dayanağı ise şunlardır:

  • Tarihî dayanak: Musul vilayeti, uzun yıllar Osmanlı egemenliği altında kalmış ve Osmanlı’nın idari, hukuki ve kültürel yapısına dahil olmuştur. Bölgedeki tarihi eserler, camiler, medreseler, hanlar, hamamlar ve köprüler Osmanlı’nın bölgedeki varlığını kanıtlamaktadır.
  • Etnografik dayanak: Musul vilayeti, Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgedir. Bölgedeki nüfusun büyük bir kısmını Türkmenler oluşturmaktadır. Ayrıca Kürtler, Araplar ve gayrimüslimler de bölgede yaşamaktadır. Türkiye’nin konferansta sunduğu nüfus istatistiklerine göre bölgedeki Türklerin sayısı 146 bin civarındadır. Buna ilaveten 263 bin Kürt, 43 bin Arap ve 31 bin gayrimüslim bulunmaktadır. Bu nüfus yapısı göz önüne alındığında, bölgenin Türkiye’ye bağlı kalması gerektiği savunulmuştur.
  • Coğrafî dayanak: Musul vilayeti, Anadolu ile coğrafî bir bütünlük içindedir. Bölge, Anadolu’nun doğal uzantısı olan Toros Dağları’nın devamı olan Zagros Dağları ile çevrilidir. Bölgenin iklimi, bitki örtüsü, su kaynakları ve yer şekilleri Anadolu ile benzerlik göstermektedir. Bölge aynı zamanda Anadolu ile Bağdat arasındaki ticaret yollarının üzerinde bulunmaktadır.

Türkiye’nin bu dayanaklara karşın İngiltere bölgeyi elinde tutmak istemiştir. İngiltere’nin dayanağı ise şunlardır:

  • Hukukî dayanak: İngiltere, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın 7. maddesine göre Musul’u işgal ettiğini iddia etmiştir. Bu maddeye göre, Osmanlı ordusu, İngiliz ordusunun güvenliğini tehdit edecek şekilde hareket ederse, İngiltere gerekli gördüğü yerleri işgal edebilecektir. İngiltere, Musul’u işgal etmesinin bu maddeye dayandığını öne sürmüştür.
  • Stratejik dayanak: İngiltere, Musul’un petrol kaynaklarına sahip olmak istemiştir. Petrol, 20. yüzyılda dünya siyasetinde ve ekonomisinde önemli bir rol oynamıştır. İngiltere, petrolün kontrolünü elinde tutarak hem kendi çıkarlarını hem de müttefiki olan Fransa’nın çıkarlarını korumak istemiştir.
  • Etnik dayanak: İngiltere, Musul vilayetinde Türklerin azınlıkta olduğunu ve bölgenin Arap ve Kürtlerin yoğunlukta olduğunu ileri sürmüştür. İngiltere’nin sunduğu nüfus istatistiklerine göre bölgedeki Türklerin sayısı sadece 66 bin kişi olarak gösterilmiştir. Buna karşılık 300 bin Kürt, 100 bin Arap ve 40 bin gayrimüslim bulunmaktadır. Bu nüfus yapısı göz önüne alındığında, bölgenin Türkiye’den ayrılması gerektiği savunulmuştur.

Türkiye ve İngiltere arasındaki bu görüş ayrılığı nedeniyle Musul meselesi Lozan Barış Konferansı’nda çözümlenememiştir. Konferansın sonunda imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın 3. maddesine göre Musul meselesi Milletler Cemiyeti’ne havale edilmiştir. Milletler Cemiyeti ise 1925 yılında aldığı kararla Musul’un Irak’a bağlanmasına hükmetmiştir. Türkiye bu kararı kabul etmemiş ancak 1926 yılında Ankara Antlaşması ile Irak’ın bağımsızlığını tanımış ve Musul’dan vazgeçmiştir.

Musul meselesi, Türkiye’nin tarihî, etnografik ve coğrafî haklarını savunduğu bir dava olmuştur. Türkiye, Lozan Barış Konferansı’nda halk oylaması yapılmasını önererek bölge halkının kendi kaderini tayin etmesini istemiştir. Ancak bu öneri İngiltere tarafından reddedilmiştir. Musul meselesi, Lozan’da çözülemeyen tek konu olarak kalmıştır.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...