Osmanlı Devleti, çok uluslu bir yapıya sahip olan ve İslam dininin etkisi altında gelişen bir devletti. Bu nedenle, Osmanlı hukuku, şer’i hukuk ve örfi hukuk olmak üzere iki temel kaynaktan besleniyordu.
Şer’i hukuk, İslam’ın kutsal kitabı Kur’an ve Peygamber’in sünneti gibi dini kaynaklara dayanan hukuktu. Şer’i hukuk, Müslümanların ibadet, aile, miras, ceza gibi konularda uyması gereken kuralları belirliyordu. Şer’i hukukun uygulandığı mahkemelere şer’iye mahkemeleri deniyordu. Şer’iye mahkemelerinde kadılar yargıçlık yapıyorlardı.
Örfi hukuk ise, devletin yönetimi, vergilendirme, askerlik, toprak meseleleri gibi konularda padişahın veya devlet adamlarının koyduğu kurallardı. Örfi hukuk, şer’i hukuka aykırı olmamak kaydıyla, devletin ihtiyaçlarına göre değişebiliyordu. Örfi hukukun uygulandığı mahkemelere örfiye mahkemeleri deniyordu. Örfiye mahkemelerinde kazaskerler yargıçlık yapıyorlardı.
Osmanlı Devleti’nde farklı milletlerin yaşaması da hukuk kurallarının çeşitlenmesine neden oluyordu. Osmanlı Devleti, her millete kendi dinî inanışlarına göre muamele görme hakkı tanımıştı. Bu nedenle, Müslüman olmayan milletlerin kendi dinî kurallarına göre yargılanmalarını sağlamak için ahidnâme adı verilen antlaşmalar yapılmıştır. Ahidnâme ile milletlerin kendi iç işlerini yönetmelerine izin verilmiştir. Milletlerin kendi dinî liderleri tarafından yönetildikleri topluluklara millet sistemi deniyordu.
Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılda batılılaşma hareketleri başlatmasıyla birlikte, Osmanlı hukuku da değişime uğramıştır. Tanzimat Fermanı (1839) ile tüm vatandaşların temel hakları güvence altına alınmıştır. 1850’de Fransa’dan esinlenilen yeni bir ticaret kanunu oluşturulmuştur. 1856 Islahat Fermanı ile karma mahkemelerin kurulması kabul edilmiştir. 1860 yılında devletin ve tüccarların seçtiği üyelerden oluşan nizamiyye mahkemeleri kurulmuştur. Kadılık yetkilerinin bir kısmı taşra meclislerine aktarılırken, şeriatın borç ve vazife konuları da laik nizamiyye mahkemelerine aktarılmıştır. 1868-1876 tarihlerinde yapılan çalışmalarla batılı tarzda ilk medeni hukuk olan ve hem şer’i hem de laik mahkemelerde kullanılan Mecelle ilan edilmiştir.