Ankara’nın başkent seçilmesi, şehrin gelişmesini pek çok yönden etkilemiştir. Öncelikle, Ankara’nın siyasi, idari, askeri ve diplomatik önemi artmıştır. Ankara, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin merkezi olarak, ulusal ve uluslararası alanda karar alma süreçlerinde etkin bir rol oynamıştır. Ankara, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarına ev sahipliği yapmış ve Atatürk’ün son yıllarını geçirdiği şehir olmuştur.
Ankara’nın başkent seçilmesi, şehrin nüfusunu da artırmıştır. 1927 yılında 75 bin olan Ankara nüfusu, 1935 yılında 286 bin olmuştur. Bu nüfus artışı, şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik hayatını da canlandırmıştır. Ankara’ya yeni okullar, hastaneler, fabrikalar, parklar, müzeler, tiyatrolar ve sinemalar açılmıştır. Ankara, modern bir başkent görünümü kazanmıştır.
Ankara’nın başkent seçilmesi, şehrin fiziki yapısını da değiştirmiştir. Ankara’nın imar planı için ünlü Alman mimar Hermann Jansen görevlendirilmiştir. Jansen’in planına göre, Ankara’nın tarihi ve doğal dokusu korunmuş, yeni semtler ve caddeler oluşturulmuştur. Ankara’da Cumhuriyet döneminin mimari tarzını yansıtan pek çok yapı inşa edilmiştir. Bunlardan bazıları Anıtkabir, Ulus Meydanı, Cumhuriyet Anıtı, TBMM Binası, Etnografya Müzesi ve Atatürk Kültür Merkezi’dir.