Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda en fazla yetki verilen kurum, Büyük Millet Meclisi’dir. Bunun nedeni, 1921 Anayasası’nın kuvvetler birliği ilkesini benimsemiş olmasıdır. Bu ilke, yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin tek bir organ olan Büyük Millet Meclisi’nde toplanmasını öngörmektedir. Böylece, Büyük Millet Meclisi hem milletin tek ve gerçek temsilcisi hem de Türkiye Devleti’nin idarecisi olmuştur.
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun kuvvetler birliği ilkesini benimsemesinin arkasında, ülkenin içinde bulunduğu koşullar yatmaktadır. Türkiye, o dönemde bağımsızlık mücadelesi veren bir devletti ve İtilaf Devletleri ile savaşıyordu. Bu yüzden, hızlı ve etkili kararlar almak için merkezi bir otoriteye ihtiyaç duyuluyordu. Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüyle ortaya çıkan siyasi boşluk da doldurulması gerekiyordu. Bu nedenlerle, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Büyük Millet Meclisi’ne geniş yetkiler tanımıştır.