148 kez görüntülendi
Biyoloji kategorisinde tarafından
<span itemprop="name">12. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 196 Cevapları - Meb Yayınları</span>

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından
tarafından seçilmiş
 
En İyi Cevap

1. Geçmişte yeryüzünde yaşamış ve sonradan fosilleri bulunmuş birçok canlı bulunmaktadır. Bu canlılar günümüzde neden yaşamamaktadır?

Cevap:

Fosilleri bulunan canlılar, geçmişte yaşamış ve çeşitli nedenlerle yok olmuş canlılardır. Bu canlılar, günümüzde neden yaşamadıklarını anlamak için, yok oluşlarının sebeplerini incelemek gerekir. Yok oluş sebepleri, canlıların türüne, yaşadıkları ortama ve karşılaştıkları olaylara göre değişiklik gösterebilir. Bazı olası sebepler şunlardır:

  • Doğal afetler: Volkanik patlamalar, depremler, seller, meteor çarpmaları gibi doğal afetler, canlıların yaşam alanlarını tahrip edebilir, besin kaynaklarını azaltabilir veya canlıları doğrudan öldürebilir.
  • İklim değişikliği: Dünya’nın iklimi zaman içinde değişebilir. Bu değişimler, canlıların uyum sağlayamadığı veya göç edemediği durumlarda yok olmalarına yol açabilir. Örneğin buzul çağları, sıcaklık ve nemin azalması, deniz seviyesinin yükselmesi gibi iklimsel faktörler, canlıların yaşam koşullarını etkileyebilir.
  • Yeni türlerin ortaya çıkışı: Evrim sürecinde yeni türler ortaya çıkabilir. Bu türler, eski türlerle rekabet edebilir, onları avlayabilir veya onların hastalıklarına neden olabilir. Böylece eski türlerin sayısı azalabilir veya tamamen yok olabilir.
  • İnsan etkisi: İnsanlar da diğer canlıların yok olmasında önemli bir rol oynamıştır. İnsanlar, habitat yıkımı, aşırı avlanma, kirlilik, küresel ısınma gibi etkenlerle canlıların yaşam alanlarını ve kaynaklarını tehdit etmiştir. Özellikle son yüzyıllarda insan nüfusunun ve teknolojinin artmasıyla birlikte bu etki daha da artmıştır.

Bu sebeplerden dolayı fosilleri bulunan birçok canlı günümüzde yaşamamaktadır. Ancak fosiller sayesinde bu canlıların nasıl göründükleri, nasıl yaşadıkları ve nasıl evrimleştikleri hakkında bilgi edinebiliriz. Fosiller, Dünya’nın ve yaşamın geçmişi hakkında bize önemli ipuçları verir.

2. Hastanelerde röntgen çekilen odaların kapılarında “Hamilelerin girmesi yasaktır.” ibaresini görürsünüz. Bu durumun sebebi ne olabilir?

Cevap:

Röntgen çekilen odaların kapılarında “Hamilelerin girmesi yasaktır.” ibaresinin sebebi, röntgenin radyasyon yaymasıdır. Radyasyon, canlı hücrelere zarar verebilir ve DNA hasarına neden olabilir. Hamilelerin röntgene maruz kalmaları, bebeğin sağlığını ve gelişimini olumsuz etkileyebilir. Röntgenin zararları, alınan radyasyon dozuna, maruz kalınan süreye ve gebeliğin hangi döneminde olduğuna bağlı olarak değişebilir. Bazı olası zararlar şunlardır:

  • Bebekte ölüm: Yüksek dozda radyasyon, bebeğin yaşamını kaybetmesine neden olabilir.
  • Bebekte malformasyonlar: Radyasyon, bebeğin organlarının veya vücut yapısının normalden farklı gelişmesine yol açabilir. Örneğin kalp, beyin, omurga veya uzuv anomalileri görülebilir.
  • Bebekte gelişme geriliği: Radyasyon, bebeğin büyümesini ve kilo almasını engelleyebilir. Bu da doğumda düşük kilolu bebek riskini artırabilir.
  • Bebekte nörolojik sorunlar: Radyasyon, bebeğin sinir sisteminde hasara veya gecikmeye neden olabilir. Bu da zeka geriliği, öğrenme güçlüğü veya davranış bozuklukları gibi sorunlara yol açabilir.
  • Bebekte kanser: Radyasyon, bebeğin DNA’sında mutasyona neden olabilir. Bu da ileride lösemi veya diğer kanser türleri gibi hastalıklara yakalanma riskini artırabilir.

Bu nedenlerle hamilelerin röntgen çektirmeleri veya röntgen odasına girmeleri kesinlikle yasaktır. Eğer hamile olduğunu bilmeden röntgen çektiren veya röntgen odasına giren bir kadın varsa, en kısa sürede doktoruna başvurmalıdır. Doktor, alınan radyasyon dozunu ve bebeğe verdiği muhtemel zararı değerlendirecektir.

3. Yabani meyveler, neden her zaman gördüğünüz diğer meyveler kadar gösterişli ve büyük değildir?

Cevap:

Yabani meyveler, yabani bitkilerin meyveleridir ve genellikle az kullanılan, ihmal edilmiş veya az bilinen meyvelerdir. Yabani meyveler, her zaman gördüğümüz diğer meyveler kadar gösterişli ve büyük değildir. Bunun nedeni, yabani meyvelerin insanlar tarafından seçici olarak yetiştirilmemiş olmasıdır.

İnsanlar, binlerce yıldır meyve yetiştiriciliği yapmaktadır. Bu süreçte, insanlar, daha büyük, daha tatlı, daha sulu ve daha renkli olan meyve türlerini tercih etmiş ve bunları çoğaltmıştır. Böylece, bugün bildiğimiz karpuz, muz, patlıcan, havuç gibi meyve ve sebzelerin görünümleri ve özellikleri zaman içinde değişmiştir.

Yabani meyveler ise, insan müdahalesi olmadan doğal ortamlarında yetişen meyvelerdir. Bu nedenle, yabani meyveler, daha küçük, daha sert ve daha ekşi olabilir. Yabani meyvelerin küçük olmasının bir diğer nedeni de tozlaşma ile ilgilidir. Tozlaşma, çiçeklerin polen alışverişi yaparak döllenmesidir. Tozlaşma ne kadar iyi olursa, meyve de o kadar büyük ve kaliteli olur. Yabani meyvelerde tozlaşma, arılar veya rüzgar gibi doğal faktörlere bağlıdır. Bu faktörler çeşitli nedenlerle engellenebilir. Örneğin kötü hava koşulları, arıların uçuşunu zorlaştırabilir veya rüzgarın esmesini önleyebilir. Bu durumda yabani meyvelerin tozlaşması azalır ve küçük kalırlar.

Yabani meyveler küçük olsalar da, zengin fitokimyasallara sahiptirler. Fitokimyasallar, bitkilerde bulunan doğal bileşiklerdir. Fitokimyasalların insan sağlığına faydalı olduğu düşünülmektedir. Örneğin antosiyanin ve flavonoid gibi fitokimyasallar, antioksidan, anti-inflamatuar ve anti-kanser özelliklere sahiptir. Bu nedenle yabani meyveler, sürdürülebilir beslenme için önemli bir besin kaynağıdır.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...