11. Sınıf Ekoyay Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 92 Cevapları
1897’deki Türk-Yunan Savaşı ve o yıllarda Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu koşullar hakkında kısa bir araştırma yapınız. Çalışmalarınızı sınıfınızda arkadaşlarınıza sununuz.
Cevap:
1897’deki Türk-Yunan Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ile Yunanistan Krallığı arasında Girit adası nedeniyle çıkan bir savaştır. Girit adası, Osmanlı Devleti’nin egemenliği altında olmasına rağmen, Rum nüfusun çoğunlukta olduğu bir adadır. 19. yüzyılın sonlarında, Giritli Rumlar, Yunanistan’ın desteğiyle Osmanlı’ya karşı isyanlar başlatmışlardır. Bu isyanlar, Avrupa devletlerinin de müdahalesiyle büyümüş ve Girit’in özerkliğini ilan etmesine yol açmıştır. Ancak Yunanistan, Girit’in tamamen kendisine katılmasını istemiş ve 1897 yılında Girit’e asker çıkarmıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti’ni kızdırmış ve 17 Nisan 1897’de Yunanistan’a savaş ilan etmesine neden olmuştur.
Savaş, yaklaşık bir ay sürmüş ve Osmanlı Ordusu’nun kesin zaferiyle sonuçlanmıştır. Osmanlı Ordusu, Yunan Ordusu’nu Teselya bölgesinde yenilgiye uğratmış ve Atina’ya doğru ilerlemiştir. Ancak Avrupa devletleri, Osmanlı’nın Yunanistan’ı tamamen işgal etmesini engellemek için araya girmiş ve barış antlaşması imzalanmasını sağlamışlardır. 4 Aralık 1897’de imzalanan İstanbul Antlaşması’na göre, Osmanlı Devleti, Teselya’nın küçük bir kısmını alırken, Girit adası ise özerkliğini korumuştur.
Osmanlı Devleti’nin bu savaştaki başarısı, onun içinde bulunduğu zor koşullara rağmen hâlâ güçlü bir devlet olduğunu göstermiştir. Osmanlı Devleti, 19. yüzyıl boyunca hem toprak kaybetmiş hem de ekonomik ve siyasi krizler yaşamıştır. Avrupa devletleri, Osmanlı’yı parçalamak için sürekli baskı yapmış ve isyanları desteklemiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda ağır bir yenilgi almış ve Berlin Antlaşması ile çok fazla toprak ve tazminat vermek zorunda kalmıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin borçlanmasına ve bağımsızlığını kaybetmesine neden olmuştur.
Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu bu zor koşullara rağmen, II. Abdülhamid döneminde bazı reformlar yapılmıştır. II. Abdülhamid, merkezi otoriteyi güçlendirmiş, eğitim ve ulaşım sistemini geliştirmiş, orduyu modernize etmiş ve dış politikada denge politikası izlemiştir. Bu reformlar sayesinde Osmanlı Devleti, 1897’deki Türk-Yunan Savaşı’nda başarılı olmuş ve Avrupa devletlerine karşı direnç göstermiştir.
1911’de Selanik’te çıkarılan Genç Kalemler dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” makalesini bulup sınıfınızda okuyunuz. Makaledeki düşünceleri sınıfınızda arkadaşlarınızla tartışınız.
Cevap:
“Yeni Lisan” makalesi, Türk edebiyatında Milli Edebiyat akımının başlangıcı olarak kabul edilen bir metindir. Makalenin yazarı Ömer Seyfettin’dir. Makale, Genç Kalemler dergisinin ikinci cildinin Nisan 1911 tarihli ilk sayısında yayımlanmıştır. Makalede, Türkçenin sadeleştirilmesi ve yazı dili ile konuşma dili arasındaki farkın ortadan kaldırılması gerektiği savunulmuştur.
Makaledeki düşünceleri tartışmak için, öncelikle makalenin yazıldığı tarihsel ve kültürel bağlamı anlamak gerekir. Makale, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Osmanlı Devleti’nin siyasi, sosyal ve kültürel açıdan büyük değişimler yaşadığı bir dönemde kaleme alınmıştır. Bu dönemde, Türk aydınları arasında milliyetçilik, batılılaşma, modernleşme gibi fikirler yaygınlaşmıştır. Ayrıca, Türkçenin Arapça ve Farsça’dan etkilenmiş olan eski yazı dilinin yerine, halkın konuştuğu sade ve anlaşılır bir dilin kullanılması gerektiği fikri de ortaya çıkmıştır.
Makaledeki düşünceleri değerlendirmek için, aşağıdaki noktaları göz önünde bulundurabiliriz:
-
Makale, Türkçenin gramer, kelime hazinesi ve yazım şekli açısından zengin ve mükemmel bir dil olduğunu vurgular. Yazar, Türkçenin yabancı dillerden aldığı kelimeleri ve kuralları uyumlu bir şekilde diline adapte ettiğini savunur. Yazar, Türkçenin yabancı dillerden etkilenmesinin doğal bir süreç olduğunu kabul eder.
-
Makale, Türkçenin sadeleştirilmesinin milli bir edebiyat oluşturmanın ön koşulu olduğunu ileri sürer. Yazar, milli bir edebiyatın milli bir kimlik ve kültür oluşturmada önemli bir rol oynayacağını belirtir. Yazar, milli bir edebiyatın Türk halkının duygu, düşünce ve hayallerini yansıtması gerektiğini söyler.
-
Makale, eski yazı dilinin sun’î, tabiiata muhalif ve toplumdan uzak olduğunu eleştirir. Yazar, eski yazı dilinin Arapça ve Farsça’nın etkisinde kaldığını ve Türkçenin özünü bozduğunu iddia eder. Yazar, eski yazı dilinin taklitçi ve salon edebiyatı ürettiğini öne sürer.
-
Makale, yeni lisan hareketinin ilkelerini maddeler halinde sıralar. Yazar, yeni lisan hareketinin amacının yazı dili ile konuşma dili arasındaki farkı ortadan kaldırarak Türkçeyi tabii ve sade bir hale getirmek olduğunu açıklar. Yazar, yeni lisan hareketinin Arapça ve Farsça’dan gelen terkipleri, edatları ve kaideleri reddettiğini belirtir.
Makaledeki düşüncelerin bugün için ne kadar geçerli olduğu ise tartışmaya açık bir konudur. Bazıları, makalenin Türkçenin gelişimine ve zenginleşmesine katkıda bulunduğunu, milli bir edebiyatın temellerini attığını, Türkçenin özgünlüğünü ve güzelliğini ortaya çıkardığını savunabilir. Bazıları ise, makalenin Türkçeyi yabancı dillerden soyutlamaya çalıştığını, dilin doğal evrimine müdahale ettiğini, dilin çeşitliliğini ve esnekliğini kısıtladığını iddia edebilir.
11. Sınıf Ekoyay Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 93 Cevapları
1. Şiirin temasını bulunuz. Bu tema sizde hangi duyguları uyandırdı? Açıklayınız.
Cevap: Tema: Cenge giden kahraman Türk ordusu.
2. Okuduğunuz şiirdeki söyleyici kimdir? Şairin konuşturduğu bu söyleyicinin vatana, kutsal değerlere yaklaşımı nasıldır? Açıklayınız.
Cevap: Şiirin de kahramanı olan şairin kendisidir. Tam da olması gerektiği gibidir. Vatan aşkı ve cesaret doludur.
3. Mehmet Emin Yurdakul’un bu şiirinde kullandığı Türkçenin yalınlığı hakkında çıkarımlarda bulununuz.
Cevap: O dönemlerde hakim olan dilde sadeleşme ve halk için halkın anlayacağı saf Türkçe ile şiir yazma geleneğine uygun bir dil kullanılmıştır.
4. Şiirin ikinci dörtlüğünde sözü edilen kutsal değerlerimiz nelerdir? Bu değerlerin bir milletin yaşamındaki yeri ve önemi nedir?
Cevap: Kuran-ı Kerim, Vatan Bayrağı, vatan toprağı.
11. Sınıf Ekoyay Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 94 Cevapları
5. Aşağıdaki dizelerde yer alan edebî sanatları bulunuz.
a. “İşte vatan, işte Tanrı kucağı”
Cevap: Benzetme: Vatan tanrı kucağına benzetilmiştir.
b. “Sinem, özüm ateş ile doludur”
Cevap: Abartma sanatı
c. “Ak gömlekle gözyaşımı silerim,
Cevap: Benzetme: Kefen ak gömleğe benzetilmiştir.
Kara taşla bıçağımı bilerim. ”
Cevap: Kara taş diyerek aslında bileyi taşından bahsetmektedir.
6. Okuduğunuz şiirden ahengi sağlayan unsurlara tablo üzerinde örnekler veriniz. Ahenk unsurlarının şiire katkısını tabloda belirtilen yere yazınız.
Cevap: Cenge Giderken Şiirinin Kafiye ve Redifleri:
Uludur/doludur/kuludur: dur’lar redif —– lu’lar tam kafiye
Giderim: redif
Ocağı/bucağı/kucağı: ı’lar redif —- cak’lar zengin kafiye
Kaldırtmam/aldırtmam/saldırtmam: mam’lar redif —- aldırt’lar tunç kafiye
Sözümde/özümde/gözümde: ümde’ler redif —– öz’ler tam kafiye
Silerim/bilerim/dilerim : erim’ler redif —– il’ler tam kafiye
7. Okuduğunuz şiiri biçim ve içerik açısından Elhân-ı Şitâ şiiriyle karşılaştırınız.
Biçim: Elhan-ı Şita şiirinin dili ağırdır aruzla yazılmıştır. Oysa Cenge Giderken şiirinin dili sade yalın Türkçe’dir, dörtlüklerle yazılmış ve de hece ölçüsü kullanılmıştır.
İçerik: Elhan-ı Şita kışın izlenimlerini işlerken Cenge Giderken de ise vatan uğrunda verilen mücadele işlenmektedir.
8. Okuduğunuz şiir, bir asır önce yazılmasına rağmen sade bir dile sahiptir. Şiirin yazıldığı dönemin dil anlayışı hakkında Servetifünun Dönemi’ni de göz önüne alarak bir değerlendirme yapınız.
Cevap: Servet-i Fününcülara göre dilde sadeleşmenin de etkisiyle bu şiirde öz Türkçe ve halkın anlayacağı bir dilin öne çıktığını söyleyebiliriz.
9. Cenge Giderken şiirinin yazıldığı dönemin siyasi, kültürel ve toplumsal koşulları, şiiri nasıl etkilemiştir? Açıklayınız. Şiirin yazıldığı döneme ve sonraki dönemlere etkisini değerlendiriniz.
Cevap: Cumhuriyet sonrası Milli Edebiyat Akımının özellikleri görülür. Milliyetçi şairlerin öncü isimlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul bu şiiriyle milli bilinci uyandırmayı amaçlar. Türk milletinin yapması gereken fedakarlığı şiirde dile getirir.
10. Okuduğunuz şiirdeki toplumsal ve kültürel değerleri, içinde yaşadığınız toplumun değerleriyle karşılaştırınız.
Cevap: Benzer kültürel ve toplumsal değerler vardır. Hala vatan toprağı, vatan bayrağı kutsaldır ve hala uğrunda nice şehitler savaşlar verilmektedir.
11. Vatana olan sevgi açısından Cenge Giderken şiiriyle Hürriyet Kasidesi şiirlerini karşılaştırırsanız neler söyleyebilirsiniz?
Cevap:
Cenge Giderken şiiri, Mehmet Emin Yurdakul’un 1897’de Türk-Yunan Savaşı sırasında yazdığı bir şiirdir. Şiir, milli edebiyat akımının özelliklerini taşır. Şair, Türkçe’yi sadeleştirmiş, halk edebiyatından yararlanmış, milli kültürü yansıtmıştır. Şiirin türü liriktir, yani şairin duygu ve düşüncelerini dile getirdiği bir şiirdir. Şiirin biçimi ise serbesttir, yani klasik divan edebiyatının aruz vezni ve beyit şeklindeki kalıplarını kıran, hece ölçüsü ve dörtlük şeklindeki yeni bir biçimdir. Şiirin içeriği ise vatan sevgisi ve milliyetçiliktir. Şair, Türk olduğunu, dininin ve cinsinin ulu olduğunu, vatanı için canını vermeye hazır olduğunu, düşmanlara karşı korkusuz olduğunu, vatanın değerini bildiğini söyler.
Hürriyet Kasidesi şiiri ise Namık Kemal’in 1868’de yazdığı bir şiirdir. Şiir, Tanzimat edebiyatının ve Namık Kemal’in en bilinen şiiridir. Şair, bireyselliği terk ederek toplumun ve toplumsal bir kavram olan hürriyetin, vatan sevgisinin işlemiştir. Şiirin türü didaktiktir, yani öğüt verici ve eğitici bir şiirdir. Şiirin biçimi ise kasidedir, yani divan edebiyatında kullanılan uzun ve övgü içeren bir şiirdir. Şair aruz vezni kullanmıştır. Şiirin içeriği ise hürriyet ve istikbaldir. Şair, hürriyete duyduğu aşkı, hürriyetin önemini, hürriyet için mücadele etmenin gerekliliğini, hürriyetin insanlığı kurtaracağını anlatır.
Cenge Giderken şiiriyle Hürriyet Kasidesi şiiri arasında vatana olan sevgi açısından hem benzerlikler hem de farklılıklar bulunmaktadır. Benzerlikler şunlardır:
-
Her iki şiir de vatan sevgisini ön plana çıkarmıştır. Şairler, vatanın değerini, güzelliğini, tarihini, kültürünü övmüş; vatan için fedakarlık yapmaya hazır olduklarını belirtmiş; vatanın korunması ve yüceltilmesi için çağrıda bulunmuştur.
-
Her iki şiir de milliyetçilik duygusunu işlemiştir. Şairler, Türk milletinin ulu olduğunu, ecdadının kahraman olduğunu, milletin birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini söylemiştir.
-
Her iki şiir de zulüm ve esarete karşı çıkmıştır. Şairler, zulmün ve esaretin insanlık dışı olduğunu, zulme ve esarete boyun eğmenin alçaklık olduğunu, zulme ve esarete karşı direnmenin şerefli olduğunu ifade etmiştir.
Farklılıklar ise şunlardır:
-
Cenge Giderken şiiri daha sade ve halka yakın bir dil kullanmıştır. Hürriyet Kasidesi şiiri ise daha ağır ve süslü bir dil kullanmıştır.
-
Cenge Giderken şiiri daha yeni ve özgün bir biçim olan serbest şiiri tercih etmiştir. Hürriyet Kasidesi şiiri ise daha klasik ve geleneksel bir biçim olan kasideyi tercih etmiştir.
-
Cenge Giderken şiiri daha somut ve gerçekçi bir içerik sunmuştur. Şair, yaşadığı dönemin savaşını ve koşullarını anlatmıştır. Hürriyet Kasidesi şiiri ise daha soyut ve idealist bir içerik sunmuştur. Şair, hayal ettiği bir hürriyeti ve istikbali anlatmıştır.