11. Sınıf Ekoyay Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 99 Cevapları
Faruk Nafiz Çamlıbel’ in Sanat şiirinden alınan aşağıdaki dörtlüğü sınıfta okuyunuz. Dörtlüğü toplumu önemseme, vatana karşı sorumlu olma ve öz güven sahibi olma açısından sınıfta arkadaşlarınızla gruplar oluşturarak değerlendiriniz.
“Başka sanat bilmeyiz önümüzde dururken Harcanmamış bir mevzu gibi Anadolu’muz.
Arkadaş, biz bu yolda mâniler tuttururken Sana uğurlar olsun… ayrılıyor yolumuz!”
Cevap:
Şair, bu şiirde Anadolu ve Anadolu insanının değerlerini yüceltirken, İstanbul aydınlarının sanat anlayışını eleştirir. Şair, Anadolu’nun bin bir baharı, kırk asırlık mabedi, dağ gibi zeybekleri, yabancı bir şehirde bir kadın heykelinden daha güzel olan köylü belini örnek vererek, milli sanatın kaynağının Anadolu olduğunu vurgular. Şair, ayrıca Anadolu’nun harcanmamış bir mevzu olduğunu, yani henüz tam olarak işlenmemiş, anlatılmamış, değerlendirilmemiş bir konu olduğunu söyler. Şair, bu yolda maniler tuttururken, yani halk şiiri geleneğini sürdürürken, İstanbul aydınlarına uğurlar olsun der. Bu da onların sanat anlayışının kendisinden farklı olduğunu ve artık aynı yolda yürüyemediklerini ifade eder.
Bu dörtlüğü toplumu önemseme, vatana karşı sorumlu olma ve öz güven sahibi olma açısından değerlendirecek olursak, şunları söyleyebiliriz:
-
Şair, toplumu önemser, çünkü sanatını halkın yaşayışından, kültüründen, tarihinden ve değerlerinden alır. Şair, halkın dilini kullanır, halkın duygularını paylaşır, halkın sorunlarına eğilir. Şair, halktan kopuk bir sanat yapmaktan kaçınır.
-
Şair, vatana karşı sorumludur, çünkü sanatını vatanın güzelliklerini anlatmak ve savunmak için kullanır. Şair, vatanı için mücadele eden kahramanları öz güven sahibidir, çünkü sanatını kendine özgü bir tarz ve anlayışla yapar. Şair, başkalarının etkisinde kalmaz, kendi yaratıcılığını ve kişiliğini ortaya koyar. Şair, sanatını milli ve evrensel bir değer olarak görür ve bunu savunur.
11. Sınıf Ekoyay Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 100 Cevapları
1. Şiirde geçen “beyhude” kelimesinin anlamını metnin bağlamından tahmin ediniz, sözlükten bulup kontrol ediniz.
beyhude: boş yere, boşuna, yok yere, gereksiz olarak.
2. Şiirin temasını bulunuz. Temayı bireysel ve sosyal gerçeklik açısından değerlendiriniz.
Cevap: Doğa ve Anadolu.
3. Şair, çoban çeşmesinin akmasını neye bağlamaktadır, belirtiniz. Bunun için hangi edebî sanattan
yararlanıldığını açıklayınız.
Cevap: Gönlünü Şîrîn’in aşkı sarınca,, Yol almış hayâtın ufuklarınca; , O hızla dağları Ferhad yarınca, ancak akmaya başlamış.
4. Şiirde geçen teşhis ve telmih sanatlarına örnekler veriniz.
Cevap: Kişileştirme: “Derinden derine ırmaklar ağlar”. Irmaklar kişileştirilmiştir.
Kişileştirme: “Ey suyun sesinden anlayan bağlar.” Bağlar kişileştirilmiştir.
Telmih Hatırlatma: Bu şiirde hatırlatma sanatından bolca faydalanılmıştır. Geçmişte yaşanmış ve herkesçe bilinen hikayelere gönderme yapılmıştır.
“O hızla dağları Ferhat yarınca
Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu”
5. Şiirin bütününde kullanılan Aslı, Şirin, Ferhat, Leyla, Mecnun gibi kültürel unsurlar, metnin anlamını nasıl etkilemiştir? Açıklayınız.
Cevap: Metne derinlik katmıştır. Halkımızın kendi içinden yetişmiş değerleri görmesi şiire daha da fazla anlam katmıştır.
6. Okuduğunuz şiirin nazım birimini, ölçüsünü, kafiye çeşitlerini ve kafiye dizilişini bulunuz. Bunların şiire katkısını değerlendiriniz.
Çoban Çeşmesi Şiirinin Birim Sayısı: 6 dörtlükten oluşmuştur.
Çoban Çeşmesi Şiirinin Ölçüsü: 11’li hece ölçüsü.
Çoban Çeşmesi Şiirinin Ahenk Unsurları: Kafiye Ve Redif
Çoban Çeşmesi Şiirinin Kafiye ve Redifleri:
Ağlar/bağlar: lar’lar redif– ağ’lar tunç kafiye
Çoban çeşmesi: redif
Derdi/delerdi/verdi: di’ler redif —-er’ler tam kafiye
Gösteren/gönderen/veren=en’ler redif —-er’ler tam kafiye
Bu= redif
Mezarda/dağlarda/arar da = da’lar redif —-ar’lar tam kafiye
Ağlar/sevdalar/çağlar= lar’lar redif — ağ’lar tam kafiye
7. Okuduğunuz şiirin nazım türü ve biçimi nedir?
Cevap: Çoban Çeşmesi Şiirinin Nazım Biçimi: Serbest Şiir
Çoban Çeşmesi Şiirinin Nazım Birimi: Dörtlük
8. Çoban Çeşmesi’nden Faruk Nafiz Çamlıbel’e özgü dil ve anlatım özelliklerini belirleyiniz.
Cevap: Çoban Çeşmesi Şiirinin Dili: Sade, yalın okuyan herkesin rahatça anlayacağı günlük hayatta kullanılan dil kullanılmıştır.
9. Okuduğunuz şiirden asonans, aliterasyon, ses akışı, kelime grubu tekrarına örnekler veriniz. Bu ahenk unsurlarının varsa şiirin içeriğiyle ilişkisini değerlendiriniz.
Cevap: “O zaman başından aşkındı derdi:” d sesleri ile aliterasyon yapılmıştır.
10. Okuduğunuz şiirden halk kültürü ve zevkiyle ilgili neler tespit edebiliyorsunuz? Açıklayınız.
Cevap: Çoban Çeşmesi halkı ve sade yaşamını anlatan bir metindir. Halk kültürünün zenginliklerini işlemiştir.
11. Faruk Nafiz Çamlıbel’in aşağıdaki dörtlüğünü okuyunuz. Bu dörtlükle Çoban Çeşmesi şiirini içerik yönünden karşılaştırınız.
“Hangi sözlerle ninem gönlünü açmışsa bana,
Ben o sözlerle gönül vermedeyim sevgilime.
Sözlerim ninni kadar duygulu olmak yaraşır,
Bağlıdır çünkü dilim gönlüme, gönlüm dilime.”
12. Köylerde, yol kenarlarında, doğada karşılaştığınız çeşmelerin sizde uyandırdığı duygular nelerdir?
Çeşmeler, genellikle insanların su ihtiyacını karşılamak, süslemek veya anıt olarak inşa edilirler. Çeşmelerin tarihi çok eskilere dayanır. İlk çeşmeler, MÖ 2000 yılında Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır. Günümüzde ise çeşmeler, dünyanın pek çok yerinde farklı şekil, boyut ve tasarımlarda bulunabilir.
Köylerde, yol kenarlarında, doğada karşılaştığım çeşmelerin bende uyandırdığı duygular şunlardır:
-
Hayranlık: Çeşmelerin mimari ve estetik güzelliğine hayran kalırım. Çeşmelerin yapımında kullanılan malzemeler, süslemeler, yazılar ve figürler dikkatimi çeker. Çeşmelerin suyunu görünce ve sesini duyunca huzur bulurum. Çeşmelerin doğayla uyumunu ve kontrastını beğenirim.
-
Merak: Çeşmelerin hikayesini merak ederim. Çeşmelerin kim tarafından, ne zaman, neden ve nasıl yapıldığını öğrenmek isterim. Çeşmelerin anlamını ve işlevini araştırırım. Çeşmelerin çevresindeki insanların yaşamını ve kültürünü tanımak isterim.
-
Saygı: Çeşmelerin tarihi ve kültürel değerine saygı duyarım. Çeşmelerin insanlığın mirası olduğunu düşünürüm. Çeşmelerin korunması ve yaşatılması gerektiğini savunurum. Çeşmeleri kullanırken veya fotoğraflarken zarar vermemeye özen gösteririm.
13. Günümüz modern yaşamındaki çeşmeyle geçmiş dönemdeki çeşmeleri insan yaşamına etkileri yönünden karşılaştırınız.
Çeşmelerin tarihi çok eskilere dayanır. İlk çeşmeler, MÖ 2000 yılında Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır. Günümüzde ise çeşmeler, dünyanın pek çok yerinde farklı şekil, boyut ve tasarımlarda bulunabilir.
Çeşmelerin günümüz modern yaşamındaki ve geçmiş dönemdeki insan yaşamına etkileri yönünden karşılaştırma yaparsak şunları söyleyebiliriz:
-
Geçmiş dönemde, çeşmeler insanların temel su ihtiyacını karşılamak için hayati bir öneme sahipti. Çünkü evlere basınçlı su verilemediği zaman halkın içecek ve kullanacak su ihtiyacını karşılamak amacıyla mahalle aralarına yapılan ve sürekli su akıtan yapılara çeşme denirdi. Bu nedenle, çeşmeler toplum hayatında önemli bir yer tutar, insanların buluşma, sohbet etme, yardımlaşma gibi sosyal faaliyetlerine de imkan verirdi. Ayrıca, çeşmeler hayır için su dağıtan yapılara veya sebiller de denirdi. Bu sebiller genellikle camilerin yanı başında veya yol üstünde yapılır, gelip geçenler parmaklığın ardındaki su dolu tasları alıp suyu içtikten sonra gene yerine koyarlardı. Bu da çeşmelerin dini ve ahlaki bir işlevi olduğunu gösterir.
-
Günümüz modern yaşamında ise, çeşmeler insanların temel su ihtiyacını karşılamak için değil, daha çok süslemek veya anıt olarak inşa edilmektedir. Çünkü evlere basınçlı su verilebildiği için insanlar artık çeşmelere bağımlı değildir. Bu nedenle, çeşmeler toplum hayatında eskisi kadar önemli bir rol oynamaz, insanların sosyal faaliyetleri de daha çok dijital ortamlarda gerçekleşir. Ayrıca, çeşmeler hayır için su dağıtan yapılardan ziyade sanatsal veya estetik bir değer taşıyan yapılardır. Bu çeşmeler genellikle parklarda, bahçelerde, meydanlarda veya alışveriş merkezlerinde bulunur, insanlara görsel bir zevk sunar.
14. Çoban Çeşmesi şiirini; tür, biçim, içerik, dil ve üslup özellikleri bakımından derslerinizde işlediğiniz şiirlerle karşılaştırınız. Bu şiirin farklılıklarını ve kendisine has özelliklerini belirtiniz. Şiirin gelenek içindeki yeri hakkında değerlendirme yapınız.
Çoban Çeşmesi şiiri, Milli Edebiyat Dönemi’nin özelliklerini taşıyan bir şiirdir. Şiirin türü liriktir. Yani şairin duygu ve düşüncelerini dile getirdiği bir şiirdir. Şiirin biçimi ise serbesttir. Yani klasik divan edebiyatının aruz vezni ve beyit şeklindeki kalıplarını kıran, hece ölçüsü ve dörtlük şeklindeki yeni bir biçimdir. Şiirin içeriği ise Anadolu’yu ve Anadolu insanını konu alır. Şair, Anadolu’nun doğal güzelliklerini, tarihi zenginliğini, kültürel değerlerini vurgular. Şair ayrıca Anadolu’da yaşanan aşk hikayelerine de atıfta bulunur. Şiirin dili ise sadedir. Yani divan edebiyatının ağır ve süslü dilinden uzaklaşarak halkın anlayabileceği bir dil kullanır. Şair ayrıca bazı yerel sözcükler de kullanarak Anadolu’ya özgü bir renk katar. Şiirin üslubu ise lirik ve romantiktir. Yani şair duygularını coşkulu ve hayalperest bir şekilde ifade eder.
Çoban Çeşmesi şiiri, derslerinizde işlediğiniz diğer Milli Edebiyat Dönemi şiirleriyle benzerlik göstermektedir. Örneğin Mehmet Emin Yurdakul’un Cenge Giderken adlı şiiri de serbest biçimli, lirik türde, sade dilli ve milliyetçi içerikli bir şiirdir. Ömer Seyfettin’in Bahar ve Kelebekler adlı şiiri de Anadolu’yu konu alan, hece ölçüsüyle yazılmış, romantik üsluplu bir şiirdir. Ziya Gökalp’in Türkçülüğün Esasları adlı şiiri de Türkçülük fikrini savunan, halk edebiyatından etkilenen, didaktik türde bir şiirdir.
Çoban Çeşmesi şiiri, derslerinizde işlediğiniz diğer Milli Edebiyat Dönemi şiirleriyle benzerlik gösterdiği gibi bazı farklılıklar da göstermektedir. Örneğin bu şiirde şair sadece milliyetçilik değil aynı zamanda romantizm akımından da etkilenmiştir. Bu yüzden şiirde hem vatan sevgisi hem de aşk duygusu işlenmiştir. Ayrıca bu şiirde şair Anadolu’yu sadece bir coğrafya olarak değil aynı zamanda bir kültür olarak da ele almıştır. Bu yüzden şiirde Anadolu’nun tarihi, folklorik, mitolojik ve edebi unsurlarına da yer vermiştir.
Bu şiirin kendisine has özellikleri arasında şunlar sayılabilir:
-
Şiirde çoban çeşmesi adlı bir sembol kullanılmıştır. Bu sembol hem Anadolu’nun doğal güzelliğini hem de Anadolu’da yaşanan aşk hikayelerini temsil etmektedir.
-
Şiirde Anadolu’da yaşanmış ünlü aşk hikayelerine (Şirin-Ferhat, Leyla-Mecnun, Aslı-Kerem) göndermeler yapılmıştır. Bu göndermeler hem şiire kültürel bir zenginlik katmış hem de şairin aşka olan tutkusunu vurgulamıştır.
-
Şiirde Anadolu’nun tarihi ve kültürel değerlerine (bin bir bahar, kırk asırlık mabet, dağ gibi zeybek) övgüler düzülmüştür. Bu övgüler hem şiire milli bir ruh kazandırmış hem de şairin vatan sevgisini belirtmiştir.
Şiirin gelenek içindeki yeri hakkında değerlendirme yapacak olursak, şunları söyleyebiliriz:
-
Şiir, Milli Edebiyat Dönemi’nin en önemli şiirlerinden biridir. Bu dönemin amaçlarına uygun olarak Türkçe’yi sadeleştirmiş, halk edebiyatından yararlanmış, milli kültürü yansıtmıştır.
-
Şiir, Türk şiirinde serbest biçimin yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır. Şair, aruz vezni ve beyit kalıplarını kırarak hece ölçüsü ve dörtlük şeklinde yeni bir biçim oluşturmuştur.
-
Şiir, Türk şiirinde romantizm akımının etkisini göstermiştir. Şair, duygularını coşkulu ve hayalperest bir şekilde ifade etmiş, aşk ve doğa temalarını işlemiştir.