Rusya, Ermeni Sorununu uluslararası bir konferansa taşımakla, Osmanlı Devleti’ni zayıflatmak, Ermenileri kendi yanına çekmek ve bölgede nüfuzunu artırmak gibi çeşitli amaçlar gütmüş olabilir. Rusya, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devleti’nin doğu bölgelerinde yaşayan Ermenileri kışkırtmak, isyanlara teşvik etmek ve Rus ordusuna destek sağlamak için kullanmıştır. Rusya, aynı zamanda Ermenilere bağımsızlık veya özerklik gibi vaatlerde bulunarak onları kendi himayesine almaya çalışmıştır. Rusya’nın bu politikası, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda ve I. Dünya Savaşı’nda açıkça görülmüştür.
Rusya, Ermeni Sorununu uluslararası bir konferansa taşımakla, Osmanlı Devleti’ne karşı Batılı devletlerin desteğini almayı da hedeflemiştir. Rusya, Osmanlı Devleti’nin Balkanlar ve Ortadoğu’daki topraklarını paylaşmak isteyen İngiltere ve Fransa gibi devletlerle ittifak kurarak, Osmanlı Devleti’ni baskı altına almak istemiştir. Rusya, ayrıca Ermeni Sorununu bir insan hakları meselesi olarak sunarak, Batılı devletlerin kamuoyunu etkilemeye çalışmıştır. Rusya’nın bu girişimi, 1878’de Berlin Kongresi’nde ve 1919’da Paris Barış Konferansı’nda görülmüştür.
Rusya’nın Ermeni Sorununu uluslararası bir konferansa taşımakla amaçladığı diğer bir husus da, Ermenistan Cumhuriyeti’ni kurarak Türk dünyasının doğu ve batı arasındaki bağlantısını kesmek olabilir. Rusya, 1828’de Türkmençay Antlaşması ile elde ettiği Revan ve Nahçivan Hanlıklarını birleştirerek Ermeni vilayetini kurmuş ve buraya Türkiye ve İran’dan çok sayıda Ermeni göç ettirmiştir. Rusya, bu şekilde yapay bir Ermenistan oluşturarak, Türk dünyasının ortasında bir tampon bölge yaratmıştır. Rusya, bu bölgeyi Sovyet döneminde kurulan bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti’ne kadar hiçbir şekilde Ermenilere bırakmamıştır.