“Kuvâ-yı Millîye ruhu” ifadesinden anladığım şey, Türk milletinin işgalcilere karşı bağımsızlık ve vatan sevgisiyle verdiği mücadeleyi ifade eden bir kavramdır. Kuvâ-yı Millîye, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması ve Mondros Ateşkes Antlaşması ile topraklarının işgale açık hale gelmesi sonucunda, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde halkın silahlanarak kurduğu direniş örgütleridir. Kuvâ-yı Millîye birlikleri, düzenli ordu kuruluncaya kadar geçen sürede, Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Ermeni birliklerine karşı vur-kaç taktiğiyle savaşmış, millî iradenin temsil edildiği Meclis-i Mebusan ve TBMM’ye destek vermiştir.
Kuvâ-yı Millîye ruhu, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde şekillenmiştir. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak millî mücadeleyi başlatmış, 23 Nisan 1920’de TBMM’yi açarak millî egemenliği ilan etmiş, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde düşmanı yenerek millî zaferi kazanmıştır. Mustafa Kemal’in “Ya istiklâl ya ölüm” sloganı, Kuvâ-yı Millîye ruhunun en güzel özetidir.
Kuvâ-yı Millîye ruhu, Türk milletinin tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu ruh, Türk milletinin bağımsızlığını korumak için her türlü zorluğa göğüs gerebileceğini, birlik ve beraberlik içinde hareket edebileceğini, vatanını ve bayrağını canından aziz bildiğini göstermiştir. Kuvâ-yı Millîye ruhu, bugün de Türk milletinin ilham kaynağıdır.