Laiklik kavramının Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na girişi ve tarihsel gelişimi kısaca şu şekilde açıklanabilir:
• 1924 Anayasası’nda devletin dininin İslam dini olduğu belirtilmiştir. Hilafetin Anayasa’dan önce kaldırılmış olmasına, Anayasa’nın kendisinin de laik olmasına karşın, koşullar böyle bir kuralın Anayasa’da yer almasını gerektirmiştir. Devlet’in dininin İslam dini olduğu ifadesinin Anayasa’nın 2. maddesinden çıkarılması 1928’de yapılan Anayasa değişikliği ile olmuştur.
• Laiklik 1937’de yapılan değişiklikle Anayasa’nın 2. maddesine Devlet’in temel niteliklerinden biri olarak “Türkiye Devleti, Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır.” biçiminde girmiştir.
• 1961 Anayasası’nda laiklik ilkesi “Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” maddesinde yer almıştır.
• 1982 Anayasası’nda “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” maddesi ile laiklik ilkesi bir kez daha vurgulanmıştır