Hayır, kol kasları gelişmiş olan bir sporcunun bebeği, kol kasları gelişmiş olarak dünyaya gelmez. Bunun sebebi, kasların genetik değil, çevresel faktörlerle gelişmesidir. Kaslar, egzersiz gibi fiziksel aktivitelerle uyarıldığında, kas hücreleri (miyositler) büyür ve kalınlaşır. Bu sürece kas hipertrofisi denir. Kas hipertrofisi, kasların sayısını değil, boyutunu arttırır. Bu nedenle, kaslı bir sporcunun bebeği, sporcunun sahip olduğu miyosit sayısıyla doğar, ancak bu miyositlerin boyutu sporcununki kadar büyük değildir.
Kas gelişimi, genetik faktörlerden de etkilenir. Örneğin, bazı insanlar daha fazla hızlı kasılma lifine (tip II) sahiptir. Bu lifler, kuvvetli ve patlayıcı hareketler için uygundur. Diğer insanlar ise daha fazla yavaş kasılma lifine (tip I) sahiptir. Bu lifler, dayanıklılık ve aerobik aktiviteler için uygundur. Ayrıca, bazı genetik mutasyonlar da kas gelişimini etkileyebilir. Örneğin, MSTN genindeki bir mutasyon, miyostatin adlı bir proteini baskılar. Miyostatin, kas büyümesini sınırlayan bir proteindir. Miyostatin eksikliği olan hayvanlar veya insanlar, normalden çok daha kaslı olurlar .
Bu bilgiler ışığında, kol kasları gelişmiş olan bir sporcunun bebeği, sporcunun genetik mirasını alabilir ve potansiyel olarak daha fazla tip II lifine veya miyostatin eksikliğine sahip olabilir. Ancak bu durumda bile bebeğin kol kasları gelişmiş olarak doğması mümkün değildir. Bebeğin kol kaslarının gelişmesi için egzersiz yapması ve uygun beslenmesi gerekir. Sporcunun kol kasları ise yaptığı antrenmanlar ve aldığı proteinler sayesinde gelişmiştir. Dolayısıyla, sporcunun kol kasları çevresel bir özelliktir ve bebeğe aktarılmaz.