Emperyalizm, tarihi milattan öncesine dayanan ve yayılımcılık anlamına gelen bir terimdir. Aynı zamanda sömürgecilik ve müstemleke kelimeleri de emperyalizm yerine kullanılan diğer terimler arasında yer alır. İngilizce’de “Imperial” kelimesinden türetilen “emperyalizm”, imparatorluğun genişlemesini ifade eder. Tarihte, emperyalizm terimi ilk defa Napolyon’u eleştirmek ve Birleşik Krallık’ın sömürgecilik faaliyetlerini tanımlamak için kullanılmıştır.
Emperyalizm, bir ülkenin siyasi idaresinin ele geçirilmesi ve ekonomik açıdan sömürülmesine işaret eder. Emperyalist devletlerin uyguladığı politikaların başında baskı ve yıldırma gelir. Müstemleke haline getirilmiş ülkenin yönetimi sömürgeci devlete geçer. Bu nedenle devletin yasama, yürütme ve yargı organları kısa veya uzun vadede sekteye uğrar. Emperyalizmin temel nedeni ekonomik çıkarlardır. Örneğin, bir ülke yeraltı kaynakları bakımından zenginse bu kaynaklara (örneğin altın, gümüş, petrol) el konur. Sömürülen kaynaklar sadece bunlarla sınırlı değildir; ülkenin tarım ürünleri, pazarları ve üretim tesisleri de emperyalist devletin kontrolüne geçer.
Genel olarak iki tip sömürgecilik vardır:
-
Çatışmalı Sömürgecilik: Söz konusu ülkede yaşayan halk, emperyalist güçlere karşı çıkar. Bu tip sömürgecilikte çatışmaların sonunda can ve mal kaybı yaşanır. Emperyalist ülkenin silahlı kuvvetleri ülkeye intikal eder.
-
Ekonomik Sömürgecilik: Sadece yönetim el değiştirir. Ülkenin doğal kaynaklarından ve ticari faaliyetlerinden elde edilen gelir emperyalist devlete aktarılır.
Emperyalizmin farklı türleri arasında toprakların sömürülmesine dayalı emperyalizm, fetih ve işgal gibi yapılar da bulunur. Fetih, toprakların genişletilmesini esas alırken işgalde silah gücü, dikta, zor kullanma ve baskı ön plandadır.