Mervi, rivayet olunan veya rivayet edilmiş söz anlamına gelir. Bu terim, genellikle hadislerin nakli veya rivayeti sırasında kullanılır.
Ayrıca, Safa ve Merve terimlerine de değinelim. Mekke-i Mükerreme’de, Mescid-i Haram’ın kuzeydoğusunda Ebukubeys dağının eteğinde bulunan biraz daha yüksek olan tepeye Safa, Safa’nın tam karşısında ve Harem-i Şerif’in kuzeybatısında Kuaykıan dağının eteğinde yer alan dağa ise Merve adı verilir. Safa, “sert, başka bir kütleye karışmayan, toprak ve çamurdan arınmış taş” anlamına gelirken, Merve “yumuşak ve esmer, kırmızımtırak volkanik kökenli, parçalanıp etrafı incelmiş sert ya da yumuşak her türlü taş” anlamını taşır.
Say, hac ibadeti ile ilgili bir terim olarak, hac veya umre için yapılan bir tavaftan sonra, Mescid-i Haram’ın doğu tarafında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında, Safa’dan başlayarak dört kere gidip üç kere gelmek demektir. Safa’dan Merve’ye gidiş bir şavt, Merve’den Safa’ya dönüş de bir şavt olmak üzere toplam yedi şavttan ibarettir. Bu iki tepeye “Merveteyn” adı da verilmiştir.
Kur’an-ı Kerîm’de, Safâ ile Merve’nin Allah tarafından konulmuş sembollerden ve hac ile umre ibadetinin yapıldığı yerlerden olduğu belirtilmiştir. Peygamberimiz (sas) de “Say edin, çünkü Allah sa’y etmeyi size yazdı” buyurmuştur.
Safa ve Merve arasında gerçekleştirilen sa’yin, Hz. İbrahim’in eşi Hâcer’in oğlu İsmail ile Mekke vadisinde yalnız kaldıktan sonra oğluna su araması hadisesine dayandığı bilinmektedir. Bu iki tepe, İslam peygamberleri ve ümmetleri tarafından Kâbe’yi ziyaret ettikten sonra sa’y etmeyi sürdürmüşlerdir.