İlm-i ledün, Allah’ın seçtiği kullarına verdiği, durumların ve olayların arkasında bulunan gayb bilgilerini ve sırları bilmeye yeten bir ilimdir. Kehf Suresi’nin 65. ayetinde, Hz. Hızır’a Allah katında rahmet olarak ledün ilmi bahşedildiği ifade edilir.
Bu terim, gizli, içsel veya doğrudan ilahi bilgi anlamına gelir ve kişinin Allah ile özel bir iç bağlantı kurarak bu ilahi bilgiye erişmesini ifade eder. Ledün ilmi, kişisel deneyimler ve manevi yükseliş aracılığıyla elde edildiği düşünülen bir tür ilahi bilgidir.
Sözlüklerde “katında, yanında, nezdinde” anlamlarına gelen “ledün”, tasavvufî bir kavram olarak Cenâb-ı Hak katından doğrudan gelen bilgiyi ifade eder. O’nun tarafından seçtiği kullarının kalbine vasıtasız olarak ilham edilen ilm-i ledün, aynı zamanda “sır ilmi” ve “bâtınî ilim” olarak da adlandırılır.
Bu ilim, subjektif bir karakter arzeder ve başkasını bağlayıcı bir özellik taşımaz. Mazhar olan kişi açısından ise, bir kanaat verir, sıkıntıda olanı ferahlatır, darda olanı rahatlatır, arayış içinde olana yol gösterir ve arif olanın marifetini artırır.