Felek, kelime anlamıyla gökyüzü demektir. Ancak bazı kullanımlarda bu sözcük dünya anlamında da tercih edilir. Felek sözcüğü, insanın çevresini saran yaşam olarak da kullanılır. Bazen insanın kendi yaşamı manasını taşır. Ayrıca, kader, yazgı veya zamanın akışı gibi büyük ve evrensel kavramları ifade etmek için de kullanılır. Geleneksel Türk şiirinde ve edebiyatında da sıklıkla karşımıza çıkar.
Felek, gök cisimlerinin üzerinde döndüğü yer yahut yörüngeleri ifade edildiği gibi, bazen denizde oluşan girdap da bu adla anılır. İslâm astronomları, güneşle ay dahil yedi gezegenin hareketini açıklamak üzere iç içe geçmiş yedi saydam halka tasavvur etmişler ve her halkaya birer gezegenin bindirildiği, felek denilen bu halkaların Allah’ın izniyle döndüğü fikrini benimsemişlerdir. Sistem, burçlar feleği ve nihayet yıldızsız Atlas feleğiyle tamamlanmaktadır.
Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan, “Her biri bir felekte yüzer” (el-Enbiyâ 21/33; Yâsîn 36/40) meâlindeki âyette felek, gök cisimlerinin üzerinde döndüğü yer yahut yörüngeleri ifade edilmek istenmiştir. Ancak, feleğin dönme olayının fâili mi yoksa mahalli mi olduğu konusunda ihtilâf bulunmaktadır. Kimi görüşe göre felek, bir gök cismi değil gezegenlerin dönüş yeridir. Diğer bir görüş ise onun cismanî fakat şeffaf bir döner varlık olduğunu, gezegenlerin de üzerinde yer aldığı bu görünmeyen cisimle birlikte döndüğünü ileri sürmektedir. Filozofların feleğin mahiyeti hakkındaki görüşleri de farklılık göstermektedir.