onlineodev.com'a Hoş Geldin!

Burası bilgi paylaştıkça büyüyen bir eğitim platformudur. Aklına takılan tüm soruları hiç çekinmeden sorabilir veya hakim olduğun konularda diğer öğrencilere yanıt vererek onlara destek olabilirsin. Hadi, sen de bu güzel dayanışmanın bir parçası ol.

320 kez görüntülendi
Felsefe kategorisinde tarafından

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından
tarafından seçilmiş
 
En İyi Cevap

MS 2-15. yüzyıl felsefesinin en önemli problemlerinden biri olan “inanç-akıl ilişkisine yönelik “Anlamak için inanıyorum.” sözünden hareketle felsefi deneme türüne uygun özgün bir metin yazınız. Daha sonra aşağıdaki Tablo 2.3’ü doldurup çalışmanızı sınıfta paylaşarak değerlendiriniz.

Başlık: Anlamak için İnanmak mı, İnanmak için Anlamak mı?

Problemin Felsefedeki Yeri: İnanç-akıl ilişkisi, felsefenin en temel ve en eski sorunlarından biridir. Bu sorun, özellikle Orta Çağ felsefesinde (MS 2-15. yüzyıl) önem kazanmıştır. Orta Çağ felsefesinde, Tanrı tarafından verildiği düşünülen her türlü dini bilginin onaylanmasında inanç, bilindiği iddia edilen her şeyin mantıksal temellendirmeyle ispat edilmesinde ise akıl ön plana çıkmıştır. Bu açıdan inanç din alanında, akıl ise felsefe alanında kendine yer bulmuştur.

Probleme Yönelik Fikirler: İnanç-akıl ilişkisi, farklı felsefi ekollere göre değişik şekillerde ele alınmıştır. Bu ekollerden bazıları şunlardır:

  • Mutezile: Akılla inancın bilgisine ulaşılabileceğini savunur. İnsanın kendi ve çevresinin bilgisinin akılla bilinebileceği, yaratıcının ve yarattığı her şeyin bilgisine de akılla ulaşılabileceği görüşündedirler. Allah’ın akla aykırı bir düzen kurmadığını ve insana akılla sorumluluk verdiğini vurgularlar.
  • Mâturidi: Allah, insanları İslam inancına davet etmiştir. Bazı kişiler, inancı bozacak nitelikte hurafeler uydurmuştur. Allah’ın varlığına yönelik delil sunma biçimlerinden biri de akılla yapılandır ve bu hurafelerin kaldırılmasında akla başvurmak önemlidir.
  • İmam Gazâlî: Aklın küçümsenmemesi gerektiğini, inancın bilgisinin bilinip tasdik edilmesi açısından önemli olduğunu belirtir. İnsanın aklı sayesinde bazı bilgilere ulaşacağı ama aklın kesin bilgi verme noktasında yetersiz kaldığı görüşündedir. Kuşkusuz Gazâlî, naklî bilginin akli bilgiden önce olduğunu kabul eder. Bu bağlamda o naklî bilgiyi güneşe akli bilgiyi ise göze benzetir. İnsanın bir şeyi bilmesi onun görülmesi olarak düşünülürse güneş olmadan gözün göremeyeceğini, göz olmadan da ışığın yeterli şekilde idrak edilemeyeceğini ifade eder. Gazâlî, inanca dayalı bilginin kesinliğini, insanın ancak sezgisel olarak kalbi ile bilebileceğini belirtir.
  • El Kindî: Vahiy bilgilerinin akılla şekillenen felsefi bilgilerle aynı amaçta olduğunu belirtir. İki bilgi de hakikatin bilgisine ulaştırır. Gerçeğin bilgisini felsefenin verebileceğini ileri sürer. Dolayısıyla akılla inanca ulaşmak mümkündür.
  • Fârâbî: Din ve felsefenin konu ve amaçlarının aynı olduğu görüşündedir. Din, akla uygun bir şekilde yorumlanabilir ve felsefe, dini bilgileri destekleyebilir. Fârâbî, akıl ile inanç arasında bir uyum olduğunu savunur.

Bu fikirlerden hareketle, “Anlamak için inanıyorum.” sözü, akıl ile inancın birbirine bağlı olduğunu ifade eder. Bu söz, inancın akla dayandırılmasını ve aklın da inancı desteklemesini gerektirir. Bu söz, aynı zamanda inancın sorgulanmasını ve akıl yürütülmesini de önerir. Bu söz, inancın körü körüne kabul edilmesine karşı çıkar. Bu söz, inancın bir anlam ifade etmesi için akla ihtiyaç duyduğunu vurgular.

Kaynakça:

Orta Çağ (MS 2. Yüzyıl - MS 15. Yüzyıl Felsefesinde) Felsefesinde İnanç-Akıl İlişkisi

İslam Felsefesinde İnanç-Akıl İlişkisi


Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.


...