190 kez görüntülendi
Felsefe kategorisinde tarafından
tarafından düzenlendi

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından
tarafından seçilmiş
 
En İyi Cevap

Aşağıdaki metni okuduktan sonra verilen soruları cevaplayınız.

İnsan ve Doğa İlişkisi

İnsan doğa ilişkisi her çağda farklı biçimlerde görülen bir ilişkidir. İlk Çağ’da filozoflar doğayı yalnızca bilmek için konu edinmişlerdir. Bu bakış açısında insan, doğanın bir parçası durumundadır. Felsefenin konusu ise varlığın kökeni yani arkhesidir. 17. Yüzyılda yaşanan bilimsel gelişmelerin sonucu bu ilişkinin değişmeye başladığını görüyoruz. Bacon’ın “Bilmek egemen olmaktır.” ve Descartes’ın “Düşünüyorum, o hâlde varım.” argümanlarıyla dile getirilen düşünceleri bu değişimde etkili olmuştur. Özellikle Descartes’ın cogitosu, düşünen ve bilen bir varlık olarak insanın merkeze alındığı yeni bir dönemi başlatmıştır. Descartes, “Düşünüyorum, o hâlde varım.” yargısıyla neyi dile getirmek istemiştir? Bu sorunun cevabı Orta Çağ felsefesinin temel nitelikleriyle ilişkilidir. Orta Çağ’da felsefenin odak noktasında varlık yer alıyordu. Varlık insanın dışında var olan evrene içkin ve aşkın biçimde var olanlar bütünüydü. Örneğin; insanın varlığı Tanrı’ya bağlı bir var olma biçiminde ele alınıyordu. Yeni Çağ'da Descartes’ın “Düşünüyorum, o hâlde varım.” düşüncesiyle bu anlayış değişmeye başlamıştır. Bu argümanda vurgulanan temel düşünce insanın düşünme özelliği ve tekil varlığıdır. Descartes, böylece felsefenin odak noktasına varlığın yerine düşünen özneyi yerleştirmiştir. Descartes, açık seçik bir bilgi olarak değerlendirdiği bu bilgiyi akıl yoluyla ortaya koyarak rasyonel felsefe yapmıştır. Descartes’ın rasyonel felsefesi, insanın hem kendisini hem de doğayı algılama biçimini tamamen dönüştürmüştür. Bu çerçevede Bacon, Descartes ve Newton’ın düşünceleri doğrultusunda insan merkezli ve mekanik bir evren anlayışı ortaya konmuştur. 18. Yüzyıl Aydınlanma Çağı’nda akla yapılan vurgu artarak devam etmiştir. İnsanın özgür olabilmesinin ve bu dünyada sorunları çözebilmesinin tek yolunun kendini akıl yoluyla aydınlatması olduğu düşüncesi genel bir görüş hâlini almıştır. Bu düşünce insanın kendisini doğanın efendisi gibi görmesine neden olmuştur. İnsanın doğaya egemen olma düşüncesi buna eklenince insan ve doğa arasındaki yabancılaşma artarak devam etmiştir. Bu süreç insanın ahlaki değerlerden uzaklaşmasına ve doğaya karşı sorumsuz davranmasına sebep olmuştur. Bilimsel ve teknolojik anlamda gelişen insan bu çabasını insan-doğa ilişkisinin uyumlu olmasında gösterememiştir. Neticede bugün doğanın sorumsuzca tüketildiği ve kirletildiği bir dünya var karşımızda. İnsanın doğaya yabancılaşması aynı zamanda kendine yabancılaşmasına neden olmuştur.

1. Metinde tartışılan konu nedir? Belirtiniz.

2. Bu konuyla ilgili hangi fikirler ileri sürülmektedir?

3. Bu konuya farklı bir açıdan bakılabilir mi? “Altı Şapkalı Düşünme Tekniği”ni kullanarak tartışınız. Bu bakış açılarından yola çıkarak bulduğunuz cevapları sınıfınızla paylaşınız.

Cevaplar:

  1. Metinde tartışılan konu, insan ve doğa arasındaki ilişkinin tarihsel süreç içerisinde nasıl değiştiği ve bu değişimin sonuçlarıdır. Bu ilişki, İlk Çağ’dan Yeni Çağ’a ve Aydınlanma Çağı’na kadar farklı filozofların ve düşünürlerin görüşleri doğrultusunda evrilmiştir.

  2. Bu konuyla ilgili olarak ileri sürülen fikirler şunlardır:

    • İlk Çağ’da insan, doğanın bir parçası olarak görülüyor ve felsefenin konusu varlığın kökeni üzerine odaklanıyordu.
      1. Yüzyılda, Bacon ve Descartes’ın düşünceleriyle, insan ve doğa arasındaki ilişki değişmeye başladı. İnsan, düşünen ve bilen bir varlık olarak merkeze alındı.
    • Descartes’ın “Düşünüyorum, o hâlde varım.” argümanı, felsefenin odak noktasını varlıktan düşünen özneye kaydırdı.
      1. Yüzyıl Aydınlanma Çağı’nda, insanın özgür olabilmesinin ve sorunları çözebilmesinin tek yolunun kendini akıl yoluyla aydınlatması olduğu düşüncesi genel bir görüş hâline geldi.
    • Bu düşünce ve insanın doğaya egemen olma düşüncesi, insan ve doğa arasındaki yabancılaşmayı artırdı ve insanın ahlaki değerlerden uzaklaşmasına ve doğaya karşı sorumsuz davranmasına sebep oldu.
  3. Bu konuya farklı bir açıdan bakmak için "Altı Şapkalı Düşünme Tekniği"ni kullanabiliriz. Bu teknik, bir konuyu farklı perspektiflerden değerlendirmemizi sağlar. Örneğin, bu konuyu beyaz şapka (bilgi ve gerçekler), kırmızı şapka (duygular ve hisler), siyah şapka (eleştirel düşünme), sarı şapka (olumlu düşünme), yeşil şapka (yaratıcı düşünme) ve mavi şapka (genel bakış ve değerlendirme) perspektiflerinden değerlendirebiliriz. Bu bakış açılarından yola çıkarak bulduğunuz cevapları sınıfınızla paylaşabilirsiniz. Bu, konuyu daha derinlemesine anlamanıza ve farklı bakış açıları geliştirmenize yardımcı olabilir.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...