254 kez görüntülendi
Felsefe kategorisinde tarafından
tarafından düzenlendi

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından
tarafından seçilmiş
 
En İyi Cevap

Aşağıdaki metni inceledikten sonra verilen soruları cevaplayınız.

Düşünme Nedir?

Düşünme nedir? Çok genel olarak, tasarımlarımızdaki, kavramlarımızdaki her devinime “düşünme” denir. Düşünmenin en genel tanımı şudur: Tasarımların ve kavramların devinimi. Bununla da ilkin düşünmenin düzene sokulmuş olduğunu, ciddi düşünen bir insanın kavramlarını ve tasarımlarını özgür bırakmadığını, tersine onları kendi hedefine götürmeye zorladığını söylemek istiyoruz. İkincileyin, buradaki hedefin bilmek olduğunu söylemek istiyoruz. Peki, böyle bir düşünme bizi nasıl bilgiye götürebilir? Denebilir ki bilmek istediğimiz nesne ya buradadır, verilmiştir, onu görmek için düşünme gerekmez, gözleri açmak veya dikkati ona yöneltmek yeter; ya da burada değildir, verilmemiştir. Bu durumda da -en azından öyle görünüyor- düşünme onu yakınlaştırmaz. Düşünmenin iki durumda da yararlı, çoğu kez baskın bir rol oynayabildiğini görmek için bu konuda kendi deneyimimize başvurmamız yeter. Önce nesnenin verilmiş olduğu durumu alalım. Bu nesne hiç de yalın değildir. Çoğu kez çok karmaşık, neredeyse sonsuzca karmaşıktır. Yüzlerce yanı, görünümü, özelliği vardır. Ama ruhumuz bütün bunları bir bakışta kavrayamaz. Böyle bir nesneyi iyi tanımak için çalışkan olmak, görünümlerine birbiri ardından gayretle bakmak, görülenleri birbiriyle karşılaştırmak, şeyleri hep yeni açılardan ele almak, ayrı ayrı ortaya koymak gerekir, işte bütün bunlar düşünmedir. Bakın böyle bir düşünme işine verilmiş bir örnek: Diyelim ki gözümün önünde kırmızı bir nokta var. Önce bunun çok yalın olduğu, ne olduğunu görmek için gözleri iyi açmanın yettiği düşünülebilir. Ama kırmızı bir nokta hiç de yalın değildir. Çünkü ilkin, zemini yoksa kırmızı nokta diye bir şey olamaz. Zeminin renginin de noktanın renginden başka olması gerekir. Bu birincisi; ikincileyin, belirtelim ki -görünüşte yalın ama dikkate değer bir olgu- noktanın yalnız bir renginin değil, uzamının da olması gerekir, belli bir uzunluğu ve genişliği olması gerekir. Ama uzam renk değildir, zorunlu olarak renkle birlikte bulunsa da çok başka bir şeydir. Üçüncüleyin, tek başına uzam da yetmez. Bir kenar biçimi, bir formu da bulunması gerekir. Örneğin nokta dört köşeli ya da yuvarlak olabilir, ama bir biçimi olması gerekir. Ona biraz daha bakarsak, renginin de yalın bir şey olmadığını görürüz: Elbette kırmızı bir renktir ama herhangi bir kırmızı renk değil, kırmızının çok belirli bir tonudur. Elimizde iki kırmızı nokta olsa ikisinin tonu genellikle aynı olmaz. Rengin çözümlenmesiyle çok daha ileri gidilebilir; renk kuramıyla uğraşan herkesin pek iyi bildiği gibi, örneğin, rengin yoğunluğundan söz edilebilir. Noktanın yalnızca başka renkte bir zemin üzerinde değil, bir şey, bir taşıyıcı üzerinde ortaya çıktığını belirtirsek, buraya kadar ondaki yedi ögeyi keşfetmiş oluruz: Zemin, renk, uzam, biçim, ton, yoğunluk ve son olarak taşıyıcı. Ama daha işin başındayız. Nevarki, bu çok yalın, sudan bir örnek. “Bağışlama” ya da “bağış” gibi tinsel bir nesne söz konusu olsa o zaman orada gerçekten nasıl sonsuz bir karmaşıklık bulunduğu, ona bir ölçüde yönelmek için gereken düşünme işinin ne denli büyük olması gerektiği tasarlanabilir. Bu düşünme biçimi tarihte filozoflarca her zaman uygulanmıştır. Bunun en büyük ustası Aristoteles olmuştur. Ünlü bir Alman düşünürü, Edmund Husserl, bu yüzyılın başında bu yöntemi önemli ölçüde aydınlatmış ve betimlemiştir. Ona “görüngübilimsel yöntem” demiştir. Görüngübilim -en azından Husserl'in ilk yazılarında- verilmiş nesnenin özünü burada verilen çözümlemeye benzer bir çözümlemeyle kavramaya çalıştığımız bir yöntemdir.

1. Metinde tartışılan konu nedir? Belirtiniz.

2. Metni içeriğine bağlı olarak bölümlere ayırabilir misiniz? Nasıl?

3. Bu bölümlerde nelerden söz edilmektedir? Açıklayınız.

4. Bu konuya farklı bir açıdan bakılabilir mi?

5. Bu konu hakkında sizden bir fikir öne sürmeniz istenseydi fikriniz ne olurdu?

Cevaplar:

  1. Metinde tartışılan konu, düşünme sürecinin ne olduğu ve nasıl işlediğidir. Düşünmenin, tasarımların ve kavramların devinimi olduğu ve bu sürecin, bir nesnenin çeşitli yönlerini anlamak için nasıl kullanıldığı üzerinde durulmuştur.

  2. Metni içeriğine bağlı olarak üç ana bölüme ayırabiliriz:

    • İlk bölüm: Düşünmenin genel tanımı ve düşünme sürecinin nasıl işlediği üzerine.
    • İkinci bölüm: Düşünme sürecinin, karmaşık bir nesneyi anlamak için nasıl kullanıldığına dair bir örnek üzerine.
    • Üçüncü bölüm: Düşünme sürecinin tarihsel ve felsefi bağlamı üzerine.
  3. Bu bölümlerde şunlardan söz edilmektedir:

    • İlk bölümde, düşünmenin genel tanımı yapılmakta ve düşünme sürecinin nasıl işlediği açıklanmaktadır.
    • İkinci bölümde, bir nesnenin çeşitli yönlerini anlamak için düşünme sürecinin nasıl kullanıldığına dair bir örnek verilmektedir. Bu örnekte, bir noktanın çeşitli özelliklerinin nasıl düşünme süreci ile anlaşılabileceği gösterilmektedir.
    • Üçüncü bölümde, düşünme sürecinin tarihsel ve felsefi bağlamı ele alınmaktadır. Aristoteles ve Edmund Husserl gibi düşünürlerin düşünme sürecine katkılarından bahsedilmektedir.
  4. Bu konuya farklı bir açıdan bakılabilir. Örneğin, düşünme sürecinin bireysel farklılıklar veya kültürel bağlam gibi faktörlerden nasıl etkilenebileceği üzerinde durulabilir.

  5. Bu konu hakkında bir fikir öne sürmem istenseydi, düşünme sürecinin, sadece bilgi edinme ve anlama sürecinde değil, aynı zamanda yaratıcı düşünme ve problem çözme gibi süreçlerde de kritik bir rol oynadığını belirtirdim. Bu nedenle, düşünme sürecinin nasıl işlediğini anlamak, bireylerin ve toplumların karşılaştığı zorlukları aşmalarına yardımcı olabilir. Bu, düşünme sürecinin eğitimde daha fazla vurgulanması gerektiğini gösterir.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...