Türkiye’de kır ve kent dağılımı, nüfusun yaşadığı yerlerin coğrafi özelliklerine göre yapılan bir sınıflandırmadır. Kır, genellikle tarım, hayvancılık ve ormancılık gibi faaliyetlerin yapıldığı, doğal kaynakların bol olduğu, nüfus yoğunluğunun düşük olduğu ve yerleşim birimlerinin küçük olduğu alanlardır. Kent ise, genellikle sanayi, ticaret, hizmet ve eğitim gibi faaliyetlerin yapıldığı, doğal kaynakların az olduğu, nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu ve yerleşim birimlerinin büyük olduğu alanlardır.
Türkiye’de kır ve kent dağılımı, tarihsel, ekonomik, sosyal ve kültürel faktörlerin etkisiyle zaman içinde değişmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra kırsal kesimde modernleşme ve kalkınma çalışmaları başlatılmış, ancak yeterli sonuç alınamamıştır. 1950’li yıllardan itibaren sanayileşme ve kentleşme süreci hızlanmış, kırsal kesimden kentlere göç artmıştır. 1980’li yıllarda ise küreselleşme ve piyasa ekonomisine geçiş ile birlikte kentlerdeki ekonomik fırsatlar çoğalmış, kentlere göç daha da artmıştır. Bu süreçler sonucunda Türkiye’de nüfusun büyük bir bölümü kentlerde yaşamaya başlamıştır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2020 yılında Türkiye’nin nüfusu 83.614.362 kişi olmuştur. Bu nüfusun %92,5’i (77.347.581 kişi) kentlerde, %7,5’i (6.266.781 kişi) ise kırsal kesimde yaşamaktadır. Türkiye’nin en kalabalık ili 15.519.267 kişi ile İstanbul olurken, en az nüfusa sahip ili 82.498 kişi ile Bayburt olmuştur. Türkiye’nin nüfus yoğunluğu ise kilometrekare başına 108 kişi olarak hesaplanmıştır.
Türkiye’de kır ve kent dağılımının hem olumlu hem de olumsuz sonuçları vardır. Kentlerde yaşayan insanlar daha fazla ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitimsel imkanlara sahip olabilir, gelir düzeyini artırabilir, yaşam kalitesini iyileştirebilir. Ancak aynı zamanda işsizlik, yoksulluk, gecekondulaşma, altyapı yetersizliği, çevre kirliliği, trafik sorunu gibi sorunlarla da karşılaşabilir. Kırsal kesimde yaşayan insanlar ise daha doğal ve sağlıklı bir ortamda yaşayabilir, geleneksel değerlerini koruyabilir. Ancak aynı zamanda gelir düzeyi düşük olabilir, eğitim ve sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamayabilir, sosyal ve kültürel izolasyon yaşayabilir.
Türkiye’de kır ve kent dağılımını dengeli bir şekilde sağlamak için hem kırsal hem de kentsel alanlarda yaşam kalitesini artırmaya yönelik politikalar uygulanmalıdır. Kırsal kesimde tarımın desteklenmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, altyapının geliştirilmesi gibi çalışmalar yapılmalıdır. Kentsel kesimde ise sanayinin çevreye duyarlı bir şekilde geliştirilmesi, konut sorununun çözülmesi, ulaşım ve altyapının iyileştirilmesi gibi çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıca kırsal ve kentsel alanlar arasındaki bağlantının güçlendirilmesi, göç edenlerin uyum sürecine yardımcı olunması, sosyal ve kültürel çeşitliliğin desteklenmesi gibi çalışmalar da yapılmalıdır.