Birinci Dünya Savaşı sonrasında dünya barışını sağlamak için yapılan çalışmalar şunlardır:
-
Milletler Cemiyeti’nin kurulması: Wilson Prensipleri çerçevesinde dünya barışını sağlamak amacıyla kurulan Milletler Cemiyeti, Birleşmiş Milletler örgütünün temeli sayılabilecek bir organizasyondur. Paris Barış Konferansı’nın 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verildi. Ancak bu örgüt, II. Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyemeyerek başarısızlıkla sonuçlandı.
-
Locarno Antlaşması’nın imzalanması: Alsas-Loren Bölgesi yüzünden savaşan Fransa, 1925 yılında Almanya’ya olan güvensizliğini gerekçe göstererek yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Fransa ile Almanya, Belçika, Yugoslavya, Polonya ve İngiltere arasında "Locarno Antlaşması" imzalandı. Antlaşmaya göre; bütün anlaşmazlıklar barış yoluyla çözümlenecek, Almanya’nın Fransa ve Belçika ile olan sınırları antlaşmayı imzalayan devletler tarafından garanti altına alınacak, antlaşma Almanya Milletler Cemiyeti’ne üye olur olmaz yürürlüğe girecekti. Bu antlaşmayla Avrupa’da siyasi gerginlik azaldı ancak Hitler’in Ren Bölgesi’ne asker çıkarması ile Locarno Antlaşması hükmünü kaybetti.
-
Kellog Paktı’nın imzalanması: Fransa, Avrupa’daki durumunu güçlendirmek için Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerini sıklaştırmaya yöneldi. 1927’de de bu devlete, aralarında hiçbir zaman savaş etmeyeceklerine dair bir ebedi barış paktı yapılmasını önerdi. Bu öneriye diğer devletler de katılınca 1928’de Kellog Paktı olarak bilinen çok taraflı bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya göre; savaş uluslararası ilişkilerde bir araç olarak kullanılmayacak, bütün anlaşmazlıklar barışçıl yollarla çözümlenecek, anlaşmaya taraf devletler savaşı kınayacak ve reddedecekti. Bu anlaşma da II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesini engelleyemedi.