Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale etmesi, hem uluslararası hukuka hem de ulusal çıkarlara dayanan bir karardır. Türkiye, Zürih-Londra Antlaşmaları’na göre Kıbrıs Cumhuriyetinin garantör devletlerinden biridir ve adada barış ve güvenliği sağlamakla yükümlüdür. Türkiye, 15 Temmuz 1974’te Yunanistan destekli bir darbe ile Kıbrıs Cumhuriyetinin anayasal düzeninin bozulduğunu ve Kıbrıs Türklerinin yaşam haklarının tehlikeye girdiğini gördüğünde, bu antlaşmalardan kaynaklanan müdahale hakkını kullanmıştır. Türkiye, bu müdahale ile hem Kıbrıs Türklerini korumuş hem de adada iki toplumlu bir çözümün önünü açmıştır.
Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale etmesi, aynı zamanda ulusal çıkarlara da uygun bir karardır. Türkiye, Kıbrıs'ın stratejik önemini ve tarihi bağlarını göz önünde bulundurarak, adada Türk varlığını sürdürmek istemiştir. Türkiye, ENOSİS (Yunanistan ile birleşme) veya TAKSİM (ada ikiye bölünmesi) gibi tek taraflı çözümlerin kabul edilemez olduğunu belirtmiş ve adada iki devletli bir yapıyı savunmuştur. Türkiye, bu sayede hem Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini hem de bölgesel güvenliğini sağlamayı amaçlamıştır.