Atatürk’ün, II. Dünya Savaşı öncesi tespitleri, onun çok yönlü, ileri görüşlü, lider, analitik ve stratejik bir kişilik olduğunu gösterir. Atatürk, hem Türkiye'nin hem de dünyanın siyasi, ekonomik ve sosyal durumunu yakından takip etmiş ve gelecekte olabilecek gelişmeleri önceden tahmin etmiştir. Bu tespitleri şöyle sıralayabiliriz:
-
Atatürk, 1930 yılında ABD generali Mac Arthur ile yaptığı bir görüşmede, Almanya’nın İngiltere ve Rusya hariç bütün Avrupa’yı işgal edebilecek bir orduyu kısa zamanda kurabileceğini ve savaşın 1940-1946 yılları arasında başlayacağını söylemiştir. Bu tespiti, Atatürk’ün Avrupa’daki siyasi dengeleri ve Almanya’nın güçlenmesini doğru bir şekilde analiz ettiğini gösterir.
-
Atatürk, 1931 yılında İtalya başbakanı Mussolini ile yaptığı bir görüşmede, İtalya’nın Akdeniz’de yayılmacı bir politika izlediğini ve Türkiye’nin bu politikaya karşı çıkması gerektiğini belirtmiştir. Bu tespiti, Atatürk’ün Türkiye’nin çıkarlarını korumak için liderlik vasfını ortaya koyduğunu gösterir.
-
Atatürk, 1933 yılında İsviçreli gazeteci Emile Hilderbrand ile yaptığı bir röportajda, Japonya’nın Pasifik’te güçlü bir devlet olduğunu ve ABD ile çatışma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etmiştir. Bu tespiti, Atatürk’ün dünyanın farklı bölgelerindeki gelişmeleri de ileri görüşlülükle değerlendirdiğini gösterir.
-
Atatürk, 1936 yılında Boğazlar Sözleşmesi’ni imzalarken, Boğazlar’ın Türkiye’nin egemenliği altında olmasının önemini vurgulamış ve Boğazlar’ın barışın anahtarı olduğunu söylemiştir. Bu tespiti, Atatürk’ün Türkiye’nin stratejik konumunu ve uluslararası ilişkilerdeki rolünü kavradığını gösterir.
Atatürk’ün bu tespitleri, II. Dünya Savaşı’nın çıkış sebepleri ve sonuçlarıyla büyük bir uyum içindedir. Atatürk’ün bu tespitleri yapabilmesi için çok yönlü bir bilgiye, ileri görüşlü bir zekaya, liderlik ruhuna, analitik bir akla ve stratejik bir bakış açısına sahip olması gerekirdi. Bu nedenle, Atatürk’ün II. Dünya Savaşı öncesi tespitleri, onun kişilik özelliklerini de yansıtmaktadır.