Sevr Antlaşması, I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan bir antlaşmadır. Bu antlaşma, Osmanlı Devleti’nin topraklarını büyük ölçüde parçalamış ve Türk halkının bağımsızlığını tehdit etmiştir. Ancak, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde verilen Milli Mücadele sonucunda, bu antlaşma geçersiz kılınmış ve yerine Lozan Antlaşması imzalanmıştır. Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları belirlenmiş ve Türk ulusunun egemenliği tanınmıştır.
Ülkemizin bugünkü haritası ile Sevr Antlaşmasının çizdiği haritayı karşılaştırdığımızda, aradaki farklılıkları şöyle sıralayabiliriz:
-
Sevr Antlaşması’na göre, İstanbul ve Çanakkale Boğazları uluslararası bir komisyona devredilecek, İstanbul’un bir kısmı da İngiltere’ye bırakılacaktır. Lozan Antlaşması ile ise, Boğazlar Türkiye’nin egemenliği altında kalmış, ancak Boğazlar Sözleşmesi ile uluslararası bir statü kazanmıştır. İstanbul’un tamamı da Türkiye’ye ait olmuştur.
-
Sevr Antlaşması’na göre, Doğu Anadolu’da Ermenistan adında büyük bir devlet kurulacak, bu devletin sınırları Amerikan başkanı Woodrow Wilson tarafından belirlenecektir. Lozan Antlaşması ile ise, Ermenistan devleti tanınmayacak, Doğu Anadolu toprakları Türkiye’ye bırakılacaktır.
-
Sevr Antlaşması’na göre, Güneydoğu Anadolu’da Fransa’ya geniş bir manda bölgesi verilecek, bu bölgede Kürtler için de bir özerklik düzenlemesi yapılacaktır. Lozan Antlaşması ile ise, Güneydoğu Anadolu toprakları Türkiye’ye ait olacak, Fransa mandasına son verilecek, Kürtler için de herhangi bir özerklik tanınmayacaktır.
-
Sevr Antlaşması’na göre, Batı Anadolu’da Yunanistan’a geniş bir toprak verilecek, bu topraklar İzmir ve çevresini, Ege kıyılarını ve Trakya’yı kapsayacaktır. Lozan Antlaşması ile ise, Batı Anadolu toprakları Türkiye’ye iade edilecek, Yunanistan’a sadece Gökçeada ve Bozcaada adaları bırakılacaktır.
-
Sevr Antlaşması’na göre, Kuzey Irak’ta Musul vilayeti İngiltere’ye verilecek, bu bölgede petrol çıkarma hakkı da İngiltere’ye ait olacaktır. Lozan Antlaşması ile ise, Musul vilayeti konusu Milletler Cemiyeti’ne bırakılacak, ancak daha sonra 1926 yılında Ankara Antlaşması ile Musul vilayeti Irak’a bırakılacak ve Türkiye petrol gelirlerinden pay alacaktır.