Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin bir şeyhler ve dervişler ülkesi olmasına karşıdır, çünkü bu durumun Türk milletinin çağdaşlaşma, bağımsızlık ve demokrasi yolunda ilerlemesine engel olacağını düşünmektedir. Atatürk, şeyhler ve dervişler ülkesi olmanın, Türkiye’yi geri bırakacağını, dinin siyasete karışacağını, ayrıcalık ve baskı yaratacağını, toplumsal eşitlik ve adaleti bozacağını, ulusal birlik ve beraberliği zedeleyeceğini, emperyalist güçlerin müdahalesine açık hale getireceğini savunmaktadır. Bu nedenle, Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin bir şeyhler ve dervişler ülkesi olmasına karşı çıkmış ve bunun yerine uygarlık tarikatını benimsemiştir. Uygarlık tarikatı, Atatürk’ün ifadesiyle “uygarlığın buyurduğu ve istediğini yapmak” anlamına gelmektedir.
Atatürk’ün bu görüşleri, 30 Haziran 1925 tarihinde yaptığı bir konuşmada şöyle dile getirmiştir: “Efendiler ve ey Millet! iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat (yol) uygarlık tarikatıdır. Uygarlığın buyurduğu ve istediğini yapmak insan olmak için yeterlidir.”