Sokrates, bilgi ve iyilik hakkında şöyle bir ilişki kurmuştur: Bilgi, erdemli olmanın koşuludur. Erdemli olan ise, iyiyi bilen ve ona göre davranandır. Kimse bilerek kötülük yapmaz. Kötülük, bilgisizlikten kaynaklanır. Bu yüzden, insanın bilgisini artırması, aynı zamanda iyiliğini de artıracaktır. Sokrates, bu ilişkiyi ortaya koymak için sokratik yöntem adını verdiği bir sorgulama tekniği kullanmıştır. Bu yöntemde, Sokrates, muhataplarına ahlaki kavramlar hakkında sorular sorarak, onların kendi içlerinde var olan bilgileri ortaya çıkarmalarını sağlamıştır. Sokrates, bu sayede, insanların kendi kendilerini tanımalarını ve yanlış inançlarından kurtulmalarını amaçlamıştır.
Sokrates’in bilgi ve iyilik ilişkisi, felsefe tarihinde önemli bir yere sahiptir. Çünkü Sokrates, bilginin sadece teorik değil, pratik bir değer taşıdığını vurgulamıştır. Sokrates, bilginin insanın hayatını yönlendirmesini ve onu mutlu kılmasını istemiştir. Sokrates, aynı zamanda, ahlakın evrensel ve değişmez olduğunu savunmuştur. Sokrates, ahlakın göreceli olmadığını, herkes için aynı doğruların geçerli olduğunu iddia etmiştir. Sokrates’in bu görüşleri, sonraki filozoflar tarafından da geliştirilmiş ve etkilenilmiştir.
Sokrates’in bilgi ve iyilik ilişkisini değerlendirdiğimizde, bazı noktalarda eleştiriye açık olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, Sokrates’in bilginin erdemli olmanın koşulu olduğu iddiası, gerçek hayatta her zaman doğru çıkmayabilir. Bazı insanlar bilgili olmalarına rağmen kötü davranışlar sergileyebilirler. Bazı insanlar da bilgisiz olmalarına rağmen iyi niyetli olabilirler. Ayrıca, Sokrates’in ahlakın evrensel ve değişmez olduğu görüşü de, farklı kültürlerde ve zamanlarda farklı ahlaki değerlerin varlığıyla çelişebilir. Bu nedenle, Sokrates’in bilgi ve iyilik ilişkisi, tamamen kabul edilebilir değildir.