Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmetle ilgili bu dörtlüğü, hakikate ulaşmış kişinin özellikleri hakkında bize bazı ipuçları vermektedir. Bu ipuçları şunlardır:
-
Hakikate ulaşmış kişi, hakikatin anlamını kavrayabilen, onu idrak edebilen ve ona erişebilen kişidir. Bu kişi, hakikatin sırlarını açığa çıkaran ve onunla bütünleşen bir ilim sahibidir. Hakikat, onun için bir teori veya soyut bir kavram değil, yaşadığı ve tecrübe ettiği bir gerçekliktir.
-
Hakikate ulaşmış kişi, hakikatin aşkıyla tutuşan, ona gönülden bağlanan ve ondan başka hiçbir şeye meyletmeyen kişidir. Bu kişi, hakikatin ateşiyle yanar içi dışı, onun için her şeyden vazgeçer ve ona teslim olur. Hakikat, onun için bir sevgili veya yakın bir dosttur.
-
Hakikate ulaşmış kişi, hakikatin acısını çeken, onun uğruna gözyaşı döken ve kanlar akıtan kişidir. Bu kişi, hakikate ulaşmak için sabır ve metanet gösterir, zorluklara katlanır ve fedakârlık yapar. Hakikat, onun için bir imtihan veya yüce bir makamdır.
Bu özelliklerden hareketle tartışabiliriz ki, hakikate ulaşmış kişi, hem ilim hem aşk hem de acı yoluyla hakikati arayan ve bulan kişidir. Bu kişi, hakikati kendisi için bir amaç değil, bir vasıta olarak görür. Hakikat vasıtasıyla Allah’a ulaşmayı ve O’na kulluk etmeyi hedefler. Bu kişi, hakikati sadece kendisi için değil, başkaları için de paylaşmak ister. Bu yüzden Hoca Ahmet Yesevi gibi mutasavvıflar, hikmetlerini şiirle ifade ederek insanlara öğretmeye çalışmışlardır.