Descartes, hakikati aramak için her şeyden şüphe etmenin gerekli olduğunu düşünmüştür. Çünkü Descartes, duyularımızın bizi yanıltabileceğini, akıl yürütmemizin hatalı olabileceğini, alışkanlıklarımızın ve önyargılarımızın bizi saptırabileceğini fark etmiştir. Descartes, bilgimizin kaynağını ve temelini sorgulamıştır. Descartes, kesin ve değişmez bir bilgiye ulaşmak için, herhangi bir şekilde şüphe edilebilen her şeyi reddetmiştir.
Descartes’ın bu yöntemi, ona şüphe edilemeyecek bir gerçeğe ulaştırmıştır. O da “Düşünüyorum, o halde varım” sözüdür. Descartes, eğer şüphe ediyorsa, o zaman şüpheyi bir şey ya da biri yapıyor olmalı; bu nedenle, şüphe duyduğu gerçek varlığını kanıtladı. Descartes, bu gerçeği temel alarak, daha sonra Tanrı’nın varlığı ve dış dünyanın gerçekliği gibi diğer konulara ilişkin bilgiler türetmeye çalışmıştır.
Descartes’ın bu yöntemi, felsefe tarihinde büyük bir etki yaratmıştır. Çünkü Descartes, felsefeyi yeni bir temele oturtmuş ve modern felsefenin kurucusu olarak kabul edilmiştir. Descartes, felsefeyi bilimsel bir yöntem haline getirmiş ve rasyonel bir düşünme biçimi geliştirmiştir. Descartes, felsefeyi matematikle ilişkilendirmiş ve analitik geometri gibi yeni alanlar yaratmıştır.